1 Aralık 2008 Pazartesi

İdil'in haftasonu

Kuzucumun cumartesi doktor kontrolü vardı. Deida ile sabah kalkıp kızı hazırlayıp minibüse binip gittik. Aşkıma Ece teyzesi'nin hediyesi pembe kadife pantolon, pembe fermuarlı hırka, pembe çiçekli ayakkabılar giydirdik. Montu da pembe olduğundan bir pamuk şeker kıvamındaydı.

Ama hastanede kızamık-kabakulak-kızamıkçık ve su çiçeği aşıları vurulduğundan çok ağladı, ayrıca bu ay gene kilo almadığından demir testi için kan alınması gerektiğinden bende hazır ağlıyorken onu da yaptıralım bir daha kuzuyu ağlatmayalım diye düşündüm. Aşılar zaten tombiş bacaklarına vurulduğundan o kadar kötü olmuyoruz, çabuk bitiyor çünkü. Ama o kan alma işi yok mu!!
Allahım, keşke benim kolumu kesselerdi de kuzumun canını yakmasalardı!!
Damar bulamadıklarından kolunu epey hırpaladılar. Ben ısrarla "ordan kan gelmiyor, başka yeri deneyin" dediysemde hemşireler habire kuzumun koluna iğne ucunu sokup sokup çıkardılar, sonunda ikna olup başka yeri deldiler, bu seferde aşkımın herhalde korkudan kanı çekildi, bu sefer iğneyi ileri geri oynatıp bebeğimi daha da çok ağlattılar.
En nihayet kan alma işi bitti ama Deida bayıldı bayılacak, benim kanım çekilmiş, kuzum ağlıyor, zorla onu giydirip kendimizi dışarı attık. Havada gibi, rüyada gibi yürüdük. Kuzum bana sımsıkı yapıştı, ben onu defalarca öperek, konuşarak sakinleştirdim. Minibüste kollarımda uyudu, eve gider gitmez yatırdık artık ne kadar korktuysa hiç uyanmadan 2,5 saat uyudu, akşam tekrar yattı 2 saat uyudu. Gece de fena değildi uykusu.

Ertesi gün babamız gene işe gideceğinden bizi Taksim'e bıraktı. Gitmemiz için defalarca konuştu.

"Hava soğuk, kızı hasta edersin! Ben sana sorarım o zaman"
"Her yer panzer dolu, kesin olay çıkar. Gitmeyin"
"Elinizde koca pusetle nasıl ordan geri eve gelmeyi planlıyorsun?"
"Gezecem diye her türlü eziyete razısın, helal valla!!"

Ama İstiklali baştan aşağı gezdik, bir yerde köfte yedik, anneanne kabak tatlısı, biz deida ile tavuk göğsü yedik, sonra İnci'ye girdik. Profiterol yedik, kuzuda yedi, ayrıca ordaki bir garson aşkıma çikolata verdi, onu da yedi, hemde ne yemek! Her yeri çikolata oldu, elinden alınca ağladı, bende verdim rahat rahat yedi. Üstü başı, suratı hep çikolata oldu. Babamız olmadan rahat rahat dükkanlara girdik, takılara, taçlara, yılbaşı süslerine, etnik kıyafetlere, kitaplara baktık. YAŞASIN Erkeksiz alışveriş!!

4 saat gezdikten sonra Taksim-Bostancı dolmuşuna bindik, bostancı'dan taksiyle eve döndük. Eve geldik ama bizim prenses hala enerjikti, uyumadı. Akşam 18.10'da uyudu, saat 19.00'da halası, babaannesi geldi. Kapıyı çalınca Potuk efendi havlayarak kızı uyandırdı. Babaannemiz gidecekmiş, allahaısmarladık diye geldiler. Onlar gittikten sonra gece gene 21.30'da yatırdım ama tabii uyuması 22.00'yi buldu.

Sabah uyanmıştı, sesi geliyordu ama ben yanına gidene kadar geri uyudu.

Bu arada Doktorunu aradım, demir ilacı kullanmasına gerek yokmuş ama vitamin verdi. Çünkü 4 dişi daha geliyor ve 1 haftadır azar azar yiyor.

Aşkım çabuk iyleş! Gene hapur hupur yemek ye benim prensesim!!!!

Seni ÇÇÇÇÇÇÇÇOOOOOOOOOOOOOOKKKKKKKKKKKKK seviyorum.

Hiç yorum yok: