1 Aralık 2008 Pazartesi

Bayram'dan ilk haberler

Yolculuk güzel geçti, gidişte 1 saat kadar cıvıttıysada sonunda İdoş uyudu. Anneanne pek uyumadı ama gene de iyi gittik. 12 saatte Yumurtalık'a vardık. 1 saate yakın babaannelerin gelmesini bekledik. Sonraki 2 gün yağmurlu ama ılıktı. Bayramda büyükanneanneye ve yengeye gittik, sonraki 3 gün denize girdik, son gün Adana çarşı'yı gezdik ve 10.5 saatte eve geldik.

İdoş'un yaptıkları
Sabah 07.00-07.30 kalkış
Deida-İdoş-ben-bazen anneanne yürüyüş yaptık
Ağaçlardan limon çaldık
Eve döndük, kahvaltı hazırladık
Babaanne kalktı kahvaltı ettik
Denize girdik
Banyo yaptık
Uyuduk
Yemek yedik
Bahçelerde oynadık
Akşam yürüyüş yaptık
21.00-21.30 yattık

Kuzenimiz Elif yatana kadar bizimleydi. İyi anlaştık, beraber çok güzel oynadık. Çığlık atıp birbirimize koştuk, bazen kafa kafaya çarpıştık, bazen koşarken birbirimize takılıp düştük. Elif daha tuttuğunu koparan bir bebek, arada 7 aya yakın fark var ama maaşaallah mükemmel bir iştahı var ve aradaki fark yok denecek kadar az. Markette biri "İkiz mi" diye sordu bile... Elif mesela kapıları tutup açıyor, çıkıyor, İdil kapıda ağlıyor ve bize "kapiyi" diyor. Kapı dediğim tel kapılar yani bizi görebiliyor ama kapıyı itip yanımıza gelmiyor. Elif kumlarda debeleniyor, yiyor, ağzı burnu kum dolu, İdil ayağına kum değince yürümüyor ve "kucaa" diyerek kucağa alınana kadar ağlıyor. Elif bizim kitaplarımızı alınca İdil "veee" diye peşinden koşuyor, çoğu zaman alamıyor Elif'ten kitabı ama bir şekilde avutuyorum. Dönüyor kendi etrafında ve yere düşüyor diyelim, eğer sokakta ise olduğu yerde kalıyor "pis" diye ellerini gösteriyor. Halbuki hiiiiiiç titiz değilim ve öyle mum gibi de yetiştirmedim ama nerden olduysa böyle kibarcık oldu işte. Kova-kürek takımı aldık, koşa koşa sahile gittik, Deida ile kumla oynasın diye uğraştık ama biz Deida ile ben kumdan kaleler yaptık İdil yanımızda ayakta dikilip "anne-Deida" dedi durdu. Denizden hoşlanmadı ama genede soktuk. Mayosu ve t-shirti ile alıştıra alıştıra suya girmeye çalışırken Potuk gibi nerdeyse üzerime tırmanıp kaçacaktı. Yine de keyifli sayılabilecek bir tatildi, en azından hep beraberdik ve ben kuzumla doya doya 1 hafta geçirdim. Uykular iyiydi, bize Elif'in yatağını verdiler, önce mızıklandı ama ben durumu anlattım, bir hafta orada kalacağımızı, benimde yanındaki yatakta yattığımı söyledim ve uykular çok şükür iyiydi.

İlk kez gerçek inek gördük, çok sevindik, biz arabadayken yanımızdan geçmişlerdi, şimdi her inek gördüğünde "ababa"-araba diyor. Şehirli çocuk olmak kötü işte kardeşim, ot, böcek bilmiyorlar.

Yeni kelimeler
Evif - Elif
Kapiyi - Kapıyı
Vee - Ver
Nenin - Benim
Kucaa - Kucağa al
Pis
İki - Kaç yaşındasın sorusuna cevap
Gitti - Amcan nerde sorusuna cevap - halbuki amcası yan koltukta
Aşşağa - Aşağı - Amcan nereye gitti sorusuna cevap - amca hala yan koltukta
Deniii - Denize gitmek
Momon - Limon
Kaç - Kaçmak
Fare - Lady filminde
Aydede - Gece gördüğü ay
Geeeelll
Parmak
Acı - Acıdı
Bisük - Bisküvi
Kahve
Çay
Adana
Kaka - Ne s.çtın kızım sorusuna cevap- soruyu babamız sordu

Bu arada Potuk ne mi oldu? Efendim babaanne Potuk'u evinde istemediğinden bizim temizliğe gelen Esma ablamız "abla ben bakarım" dedi. Yola çıkacağımız gece taksi tutup geldi, Potuk'u, mamalarını felan alıp gitti. Evden Potuk gidince ben bir fena oldum, ağlaya ağlaya şiştim. O gece Esma'nın annesi beyin kanaması geçirmiş. Sabah saat 07.00'de biz arabadayken Esma aradı, aklıma hemen Potuk'a birşey olduğu geldi. Neyse, kızcağız ben anneme gidiyorum abla Potuk'u nereye bırakayım dedi, ablamı aradım, sağolsun kabul etti Potuk'a bakmayı. Bir hafta evden uzak kaldı ama ablamı çok sevdiğinden ablam onunla başka odada yatmış, evi de bildiğinden bunalıma girmedi. Biz sabah 06.00'da eve döndüğümüzde İdil apartman kapısında gözünü açıp "Potuk bek"- Potuk bekle dedi durdu. "Annecim Potuk teyzende kalıyor, sonra gelecek"dedim. Eve girince gözleri gene Potuk'u aradı, ablamlar öğlen gelip Potuk'u bıraktıklarında resmen birbirimizi yaladık. Potuk-ben ve İdil. Seviyorum çocuklarımı ne yapayım!!!

Temizlik günü Esma ablamız itiraf etti, Potuk onda kaldığı bütün 1 gece sabaha kadar ağlamış, benim Esma'ya verdiğim yastıklar vardı, kokum var onlarda düye yastıkların üzerine yatmış, Esma kızıyla kendi aralarında "Ayşen abla" falan diye konuşunca havlamaya başlamış. Ablamda da geceleri hiç uyumuyormuş, sanırım geleceğim diye bekledi. Yawrum benim ya, bir daha seni bırakmayacağım. İşte dört ayaklı evlat sahibi olmanın en kötü yanı, her yere yanında götürememek. Oğluşum Allah sana sağlıklı, uzun ömür versin, beni bırakma!

Hiç yorum yok: