Etiketler
- bazen sevinçli....) (1)
- bazen ulvi (1)
- Biz (12)
- Günlük yaşam (2)
- Hamilelik (2)
- Hayatımız (bazen B.ktan (16)
- Hayatımız (bazen B.kton (40)
- İdil'li günler (107)
- ne bileyim öyle bir şeyler işte (1)
- Potuk'lu hayat (6)
- Seyahat (3)
23 Kasım 2009 Pazartesi
Öğretmenler gününüz kutlu olsun
Funda'nın
Selda'nın
Dilek Hoca'mızın
Begonvilli Ev Hoca'mızın
olmak üzere tümmmm öğretmenlerimizin gününü kutlarım.
Ebediyete göçen başta babacım olmak üzere tüm öğretmenlerimize de Allah'tan rahmet dilerim.
Yolunuz ışık yolu, göreviniz çok kutsal bir görev.
Sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır, söylenecek kelimeler hep yetersizdir. Ellerinizden öpüyorum.
18 Kasım 2009 Çarşamba
Kavuştuk!
Dün telefonda akşam eve geleceğimi söyledim, İdil inanılmaz sevinmiş.
Dönüşte beni bu soğukta balkonda bekliyorlardı hep beraber- Potuk'da dahil.
Gece karanlığında beni görür görmez kahkahalar atmaya başladı.
Sonra "Deida çabuk kapıyı aç, sıkı sıkı sarılmam lazım" dedi.
Merdivenleri jet hızıyla tırmandım, kapıdan koşarak geldi, hemen kucağıma aldım.
Önce kahkahalar devam etti, sonra başını omzuma gömdü ve ağladı.
"Bir daha gitme" dedi..
Şu an yazarken bile ağlıyorum...
Ama çok keyifliydi, hediye aldığım kıyafetler giyildi, aldığım masa-sandalyeye monte edildi, oturuldu, resim çizildi, hamur oynandı.
Bu arada ben ona yemek yedirdim, sonra ben yemek yedim. Bu arada Derviş işten geldi, o da öpüldü ama "tabii annen geldi, benim pabucum dama atıldı di mi?" diye konuşuldu.
Bana odasının son halini gösterdi, salondaki büyük tv onun odasına gitti, babaya LCD tv alındı da!
Oyun oynadık bol bol odasında.
Gene bir ara sarıldı, "yarın gene oynayalım" dedi
"İşten gelince oynarız kuzum" dedim
Ağladı, "sen işe gitme bir daha" dedi.
Hiçbirşey diyemedim..
Gece uyku uyumak istemedi, biraz daha oynamak istedi. Ama saat geç oldu diye yattı. Önce "sen yatır beni" dedi, sonra "Deida'm yatırsın" dedi, sonra gene ağladı "annem yanımda yatsın" dedi, yattım, bu sefer "yok, Deida'm uyutsun beni" diye ağladı. Deida'da karar kıldı ve uyudu.
Sonra Potuk annesine kavuştu. O saate kadar koltukta hep yanımızda duran Potuk en nihayet odasına ve yatağına kavuştu. Geldi gene sırtını sırtıma dayadı, başını bel çukuruma koydu, derin bir "hıffsss" sesi ile uykuya daldı.
Derviş ise 24 gündür yattığı salondaki 3'lü kanapeden sonra 2x2 m yatağına kavuştu ve horrrr horrrr horladı.
Herkes mutlu, bugün güneş var!
17 Kasım 2009 Salı
Şafak 2
Şu geçen 23 günde sadece 1 kez benim için ağladı biliyormusunuz? Herhalde gece rüyasında görmüş, kalkar kalkmaz yatak odasının kapısına yatıp "anne" diye ağladı! Bende kapının arkasında ağladım. Çok sürmedi ama bu da kişisel tarihimize unutulmasın diye not düşüldü.
Şu an nasıl mıyım? Saatli bomba desem?
En ufak sarsıntıda patlamaya hazır
Sinir-stres dolu
Depresyonda
Belki kavuşunca azıcık düzelirim..
Haberler iyi değil pek, atom tedavisinden etkilenmeyen bazı hücreler olduğundan 6 ay sonra gene atom tedavisi yapılacakmış ama ben YAPTIRMAYACAĞIM!
Bu kadarı bana yetti de arttı, hatta taştı..
Bu arada dün ablamın evine hırsız girdi ve anneannemden hatıra yüzük-ki ablam onu İdil'e evlenirken takmak istiyordu- dahil olmak üzere ablamın 20 sene çalıştığı bankadan emekli olurken arkadaşlarının hediye ettiği bilezik vs dahil olmak üzere manevi değeri yüksek olan takıları çalındı. Bir önceki gün eniştemin muayenehanesinin olduğu işhanında yangın çıktı- çok şükür ki eniştemin muayenehanesine bir zarar gelmedi. Yani aksilikler hala ne yazık ki bizimle beraber...
07 Kasım 2009 Cumartesi
Tükendim!
Dedim ki "Bir daha hastalanırsam beni bırak! Hiçbir tedavi istemiyorum, yeni hastalığı değil, bundan sonra HİÇBİR şart altında beni kurcalamaları, kan almaları, MR -Sintigrafi vs çekmeleri, röntgen şu bu çekmelerine izin vermiyeceğim ve HİÇBİR kontrole de gitmiyorum!!"
Derviş "saçmalama" dese de bu fikrimde kararlıyım!
YETTİ ARTIK!!!
O güçlü vs zannedilen Ayşen ölmüş ve gömülmüş, yerine gelen bu zatı da ben dahil kimse tanıyamıyor! Tükenmekten beterim şu an, ölçülemeyecek kadar eksilerdeyim...
03 Kasım 2009 Salı
Kod adı Pakize ya da müşteri
İlk gün verilen ilacın ardından kapısı kalın odada sadece kitap-tv-telefon, dışarı çıkmadan önce kapıdan bilmem kaç metre uzaklaştırılıp kapıyı azıcık açıp o filmlerde radyasyonu ölçen aleti bana uzaktan tutmaları, aletin deli gibi böğürmesi, taburcu ederken ayrı yerden çıkartmaları, eve gelip İdil yan komşuda oynarken odaya kapanmam ve ilk kez bugün İdil uyuyunca dışarda biraz yürümem.. Kapıyı tıklatıp uzaktan yemeği vermeleri, kızımın sesini duyup onu görememek, ağladığında ağlamak, yanına gidememek,Potuk'un kapımın önünde inlemesi, dışarı çıkarken onu da kapatmak, derviş birşey söylemek isterse "Pakize ... versene" demesi, eldivenleri takıp istediğini vermek, Deida birşey diyeceği zaman "Müşteri ... istermisin?" demesi,ben birşey istediğimde mesaj atmak, İdil sesimi duymasın diye telefonla konuşmamak... Aynı odada kettle, kitap,minik tv, internet ordan çekmediğinden blog mlog hak getire.. Hergün bol bol sıvı, 3 kez banyo (artık nefret geldi yıkanmaktan), tüm yediğim içtiğim tabak çanak hergün atılıyor, kıyafetler, çamaşırlar atılıyor, atarken eldivenle tutuyorlar.. Tek rahatlık meme protezini takmadan dolaşabilmek...
Daralma lafı halimi tarif için hafif kalır. Şu an İdil yattı ve bankalara bakmak bahanesiyle elimde eldiven yazmak.. Daha 12 gün var! O kadar bunaldım, o kadar sıkıldım ANLATAMAM!! Hasret çok kötü.. Kızıma anne işe gitti, gece geç geliyor, seni öpüyor dediklerinden birkaç gün 07.00'de kalkıp beni görmek istedi ama tabii olmadı.. Ablam, meleğim herrrr gün bizde, İdil'i oyalıyor. Abimler geliyor, yan komşumuz Nükhet babaannesi geliyor ama İdil ÇOK HUYSUZ, vara yoğa ağlıyor, çamaşır sepetlerine tırmanıp aşağı atlıyor.. Çok çaresiz hissediyorum kendimi böyle anlarda..
Geçecek.. İnşallah...
25 Ekim 2009 Pazar
Nişan-Şişmanlık-Potuk-Kabız Kuğu-Sirk
Önce güzel haberimiz, bizim oğlumuz, benim birtanecik yeğenim, halen en sevdiğim erkeklerden biri nişanlandı. Daha dün gibi doğumu, kendine büyük gelen tulumu.. 20 yaşında hala oldum, bilmiyorum ama deli gibi severim yeğenimi.. Tek eksik babamdı nişanda. Oğlumuz büyüdü, hayatını paylaşmak istediği kızı buldu. Ömür boyu mutlu ve şanslı olurlar dilerim. Kızımız hoşgeldi ailemize!
Sonra efendim Cuma günü bizi işte kahkahalara boğan açıklama. "Şişman kadınlar güzel değildir" Kim demiş? Hundred Ebru (Şallı olanı). Şimdi efendim bunu okuyunca kızlara (beraber çalıştığım herkesten büyük olduğum için-bazısının nerdeyse annesi ile yaşıtım üstünüze afiyet) "Duydunuz mu Ebru Şallı benim için ne demiş?" diye sordum. Heyecanla "Yoo, ne demiş" dediler.
"Şişmanlar asla güzel olamazmış, ben güzel değilmişim" dedim, gülmeye başladılar. "Biz onun Ozan Hormon'lu zamanını biliriz, birşey diyor muyuz" dedim. "Yemediği herze kalmamış, tutmuş adamı kafalamış ve sosyete hanım olmuş, bir de kankası var Demet Şener, öllöz. Gıcığım 2sine de" dedim.
Bazı bloglarda da okuyorum, efendim kendilerini asla salmıyorlar, şöyle bakımlılar, böyle stil sahibiler. Bir bilseler bir an gelip bunu bir gün içinde kaybedebileceklerini.. Bir yerlerini de yırtsalar güzelliklerini korumak için, bir olayla hayatlarının tamamen değişeceklerini.. Gene böyle yaşayabilirler mi onu merak ediyorum.. Bir saniye hayatım değişmişti benim.. 32 yaşındaydım, 1 yıllık evliydim, kendime göre fena değildim. Bir saniye sonra memeni alacağız dediler.. Ameliyattan çıktığımda göğüste tampon gibi şeyler vardı, ama sonra onlar çıkıpta tahta gibi bir göğüs gördüğümde yaşadığım şoku yaşayan bilir... O çok sevdiğim dantel çamaşırları ASLA giyemedim, canımın istediği dekolte, kolsuz buluzları bir daha hiç giyemedim.. O hundred benim gibi 6 doz kemoterapi alsa- her biri 3 saat- bakalım bakımlı olabilecekmi? Saçları değil tüm kılları dökülse avuç avuç, yaşadığına mı şükrederdi yoksa o haliyle bile bakımlı mı olurdu? Kafasındaki peruğu çaktırmamak için kaç takla atsa, iş görüşmesine giderken o peruğa fön çektirmek için kuaföre gidip o bakışlarla karşılaşsa, 5 yıl ilaç kullansa, 20 kg alsa, o güzelliği gün gün çökse,hastalığın kara sarı rengine bulansa her yanı hala böyle saçma sapan konuşurmuydu? Hiç kimse ama hiç kimse güzelliği ile övünmesin ne olur! Bu sizin elde ettiğiniz bir özellik değil! Yaradan verdiği gibi bir anda alır ve ne olduğunu anlamadan o çirkinlerden biri olursun! Rabbim bu akıldan yoksunlar az akıl kırıntısı versin inşallah!
Bu arada bir başka üzüntüm ilk göz ağrım oğlumun hastalanması oldu. Potuş bir kaç zamandır ağız kokusundan muzdaripti. Birkez diş taşlarını temizletmemize rağmen tükürüğü nedeniyle yine diş taşı olmuş. Veteriner temizlikten önce mikrop kapmasın diye antibiyotik verdi, 4 gün içirdim, cırcır oldu zavallım! Derviş-Deida-ben 2-3 saatte bir tuvalete çıkardık, hele derviş gece 4'te kalkıp oğlumu götürdü ya , hayatta ödeyemem bu adamın hakkını! Neyse diş taşı operasyonu sonrası baygın geldi eve ama bir yandan beni arıyor, sarhoşlar gibi yalpalaya yalpalaya yanıma zor geldi. Hemen battaniyeye sarıp yanıma yatırdım, aynı insanlar gibi narkozdan ayılırken üşüdü güzel oğlum benim! 2 gün gene kötüydü ama şimdi iyi maaşallah! Haftasonu onu ben tuvalete çıkardım, yürüttüm uzun süre. O kadar seviniyorki, dönüşte elimi yalayıp bana teşekkür ediyor bebeğim ya! Oğlum benim! Kötü günlerimin dert ortağı, sessiz dostum! Canım o benim daha ne diyeyim!
Şimdi Kabız Kuğu'nun hafta sonu aktivitelerine sıra geldi.
Cumartesi ablamla beraber bizim hatunu sirke götürdük. Circo di Madrid. Tapon mapon, eğlendik işte.. Fakat hatunun uyku saatine denk gelince dünya tarihinde sirkte uyumayı başaran yegane çocuk oldu! Evde uyumayan tipitip orda sızdı! Öncesinde jetonlu oyuncaklardan sadece 1'ine bindi ve korktu, başka çocuklar inmemek için ağlarken bizim kabız kuğu koşarak kaçtı! Sirkte yarım saat "palyaço gelmesin, aslan bana bakmasın" diye mızıldarken uyudu, sonra uyandı ve keyifle kucağımda seyretti sirki. Kaplanlardan korkar zannettim ama en çok onları sevdi. Sonuna kadar seyretti, ben yarım saat zor durur zannediyordum. Kendine Barbie Petit Club ve başka bir set daha aldırdı. Eve döndükten sonra tantana yapmadı..
Pazar dervişi vicdan sömürü ile (karantiya girmeden deniz havası aldır bana noooooolur) kendimizi zabahın köründe Ortaköy'e attık. Tabii tezgahlar olmadan hiç havası yok ama deniz-kuşlar-temiz hava-balıkçılar ile vakit su gibi geçti.
Yarın başka doktor randevusu ve Salı hastaneye yatış var şimdi..
16 Ekim 2009 Cuma
Paranın karşılığını verenler, vermeyenler
Aman anacım, bir rahat, bir büyük kolaylık ki sorma gitsin! İdil'in yeni tuvalet eğitimi zamanlarında (sanki yıl geçmiş gibi ama 2 ay olmuştur en fazla 3 ay) dışarı çıkarken tuvalet bulma derdinde gene bez takıyorduk, eh, çocuğunda aklı karışıyordu. Sonra bunu bulduk ve hayatımız kurtuldu! Çok pahalı değil 30-35 civarı, yedek poşetleri de satılıyor. Küçük bir torbası var, alet içine katlanıp sığıyor. Parka gidiyoruz diyelim, "anne ç.şim geldi"
Hemen zırt alet çıkıyor, ayakları kıvrılarak özel poşeti geçiyor, İdil tuvalete oturur gibi oturuyor, ç.ş yapılıyor, bunun poşetindeki bir kısım özel jelli, sıvı hemen hapsoluyor, hop poşeti çıkar at! Üstü ıslandı, tuvalet bulamadım, arabadaydım derdi yok. Arabada bile hemen tık katla, çocuk yapsın tuvaletini. Alın bunu bana dua edin.
Sonra doğumdan 6 aya kadar kullandığımız beşik. Ayakları var, sallanıyor, aynı zamanda tekerlekli odadan odaya sür, hafif ve az yer kaplıyor al yanında yatır yani. Benimki buna çok benzerdi.


Pusetten yana hiç şansım olmadı. İlk puseti arkadaşım vermişti, çok kaliteli ama eşşek ölüsü gibi ağır! İkinci hafif puset aldım buna benzer
Önce tek taraf diye ,bizi göremiyor olduğundan ağlaya zırlaya bir hal oldu, aylarca kullanamadık, çift taraflı başka puset aldım o da ağır! Sonra yazın bu benzeyene döndük, 4 ayda söküldü! 15 gün tamir için bekledim ve geçen aylarda pazar alışverişi+çocuk ağırlığını kaldıramayan puset intihar etti, attık. Parama YAZIK olan mallardan yani!
Bunun dışında en az parayı verip te İdil'in en çok oynadığı oyuncan variller.
Burda da HARAM olsun diyeceğim, çift taraflı olan "aktivite oyuncağı" gibi afilli bir adla sattıkları ama bizim kızın NADİREN oynadığı KAZIK. Tam bu oyuncak değil ama mantık aynı, görüntüyü benzerini anlayabilin diye koyuyorum...
Hiç unutmuyorum 129 TL verdiydim, HARAM ZIKKIM olsun diyorum! Oyuncak tanıtımında neden-sonuç ilşkisi- el-göz koordinasyonu gibi cafcaflı laflar vardı, kandım, habuki çok sıradan şeyler var, o paraya 4 oyuncak alırsın...
Bizim kız gibi gece üstüne kış bile olsa damla örttürmeyen bir çocuğunuz varsa ve zarf tulumlarda hayatta uyumazsa alın size bir harika ürün daha..

Hem hafif, hem rahat sıkmıyor, hemde sıcacık..
Eğer bizim ki gibi ayağında çorap, ayakkabı, terlik tutmuyorsa çorap terlik. Bizde 2-3 tane var, yıka yıka giydir yapıyoruz.
Bunların bazıları için "aman sende, ne var bunlarda? herkes biliyor" diyenleriniz için ben birazda kişisel tarihimizin hatırasını tuttuğumdan ilerde bakıp hatırlamak ve İdil içinde neler o zaman kullanılıyormuş onu göstermek açısından bunları yazıyorum. Yoksa çorap terlik çağın icadı ya da sadece benim bildiğim bir ürün diye koymuyorum onu da belirteyim..
Hala kullandığı, önce yürümek için dayandığı, şimdi evde bisiklet olarak kullanılan ilk arabalar.

Pahalı ama hala kullanılıyor, 2 yıldır üstünde zıplanıyor, merdiven oluyor ve daha çizilmedi bile!
Bunun dışında yeni aldığım oyun çadırı. Epey büyük ama tüm dağınıklık onun içinde kalıyor, üstelik çok güzel görüntüsü var. "Evim" diyor oraya İdil.
Ayrıca dayısının aldığı-benim aldığım ucuz olmayan ama çok ta kazık olmayan ve hala 2-2.5 yıldır kullandığı oyuncaklar


Başka bazı faydalandığımız oyuncaklarımız

Kıyafete gelince, genelde Nilgün'ün getirdiklerini kullanırız ama eğer bu seneki gibi elimizde stok kalmadıysa
Gündelikler için - Civil
Yabanlıklar için - Peros
Hem kaliteliler, hemde fiyatları çok uygun. Yüzlerce model de çabası!
Ayakkabı takıntım yok, hiç ortopedik tabanlı ayakkabı giymedi İdil. Doktor bu ortopedik tabanlılar için çocuğun basmasında destek sağladığından iyi değil dediği için bulduğum ve hoşuma giden ayakkabıları uygun fiyatlıysa alıyorum. Çünkü bir sezon ya kullanıyor ya kullanmıyor.
Ama benim hiç paraya acımadığım ve en çok harcama yaptığım şey kitaplar. İdil'in epey bir kitabı var. Daha 3 aylıkken kitap almaya başladık ailecek, halen de alıyorum. En son gidip 100 milyonluk kitap alınca derviş bana delirmişim gibi baktı!
En beğendiklerimiz şunlar









Bundan başka pahalı sayılıp ta fazla bir özelliği olmayanlar, alınmasa da olur'lar yani!





Mesela Hansel ve Gretel sesli kitap diye tanıtılıyor ve tek çıkan ses yan taraftaki kauçuk bebeğin karnından çıkan vönk sesi, o da zorrrla.
Ariel, hepi topu 5-6 sayfa. Teletubbies'ler de öyle.
Prensesli piyano için özelliksiz diyemem, notalara renk vermişler, o renge basınca o nota çalıyor, ayrıca hafızasından da o şarkı çalıyor ama ben tam 45 Tl verdim, zırp pırt pili bitti, en son kendiliğinden bozuldu!!
Sizinde varsa böyle faydalı kullandıklarınız verin tüyoları bakalım!
