1 Aralık 2008 Pazartesi

Ayrılık bitti

En nihayet blogumuza yazı yazabiliyorum.
İki aya yakın evdeydim, birazı da hastanede geçti vaktimin. 21 Mayıs'ta ilk ameliyat ile karından damarlar hazırlandı, 2 saat sürdü. Fakat ameliyat esnasında daha narkoz verilirken kusmuşum ve su yutmuşum. Uyandığımda nefes alamıyordum, oksijene bağladılar. Ameliyat sırasında tansiyonum-nabzım inip inip çıkmış. Yüksek tansiyon hastası olduğumu söyleyip hergün içmem için ilaç verdiler. Berbat bir gece geçirdim. Bir gece kalıp eve döndük, tansiyon hapının yanına bir de nefes alış veririm düzelsin diye astım fısfısı verdiler. Dikişler zımba ile yapıldığından çok ağrılar ve gerginlik hissi oldu, 15 gün sonra asıl büyük ameliyat olacaktı. 15 gün sonra gittik, bir gece önceden yatırdılar. Sabah 09.00'da işlemlere başlandı, yok o tahlil, yok Kızılay'dan kan al, yok kan merkezinden cross-neyse- yaptır, yok şu raporu al, yok korseci geldi onu al, yok varis çorabı al derken saat 16.00'ya kadar işlemler sürdü. Semoş yazık yawrum hepsine koştu. Gece kanı sulandırıcı iğneler, ilaçlar verildi. Ertesi gün saat 12.00'ye kadar bekledik, efendim troidim yüksekmiş. Haftaya gel dediler, o kadar kendimi hazırlamışken bir hafta daha bekleme işi çok sinirlerimi bozdu ama çaresiz gittik. Haftaya gene lüzumsuz yere bir gün önceden yattım, bu kez hiç işlem olmayacağı için Semoş işe gitti, elimde kitap saatlerce oturdum. Ertesi sabah ekip geldi, kurbanlık koyun beni alıp içeri girdik. Bir önceki ameliyattaki narkoz ekibi de orada. Efendim, ben halen ayıkken 3 kişi bir bacağıma varis çorabı giydiriyor diğer iki kişi öteki bacağımı çekeliyor. Ameliyatı yapacak prof bayan " bu kadın kanar, bana kanları da hazırlayın" diyor, 2 narkozcu"bunun damarları çok belalı" deyip habire sol koluma damar bulmak için şap şap vuruyor, kendi aralarında "olmazsa boyundan veririz" diyorlar, gözüm tam karşımdaki saatte, içerisi buzzz gibi, sinirden dişlerim takırdıyor, sanki orada yatan cansız biri de bu muameleden etkilenmeyecek. En nihayet narkoz veriliyor, küt diye gidiyorum. Uyandığımda 5 saat geçmiş, yeni mememi görme umuduyla başımı kaldırıp bakıyorum. Bomboş!!!!
Ameliyat ekibi çay sigara içiyor. "Benim memem yok" diyebiliyorum, prof bayan gelip "evet, meme yapamadık. Karın kasında ur çıktı, onu temizledik, eşine sordum yeniden yaptırır dediği içinde karnını öylece bıraktım" diyor. Karnımda boydan boya iki yerde kocaman dikişler, zımbalar. Göbek deliğim bile bozulmuş. O kadar ağrılar var ki, kasları tutup göğse kadar kaldırdıkları için nefes almak bile ızdırap oldu. Bu arada serum vermek için kullanabildikleri tek kolda mor olmayan bir yer kalmadı. Damarları patlata patlata iğneler yaptılar. Hele bir keresinde acıdan ağladım, hemşireye "çok acıyor" diyorum, "sabırlı olun" diyor. Ertesi gün iğneyi yapacak başka hemşire damarın halini görünce şoka girdi, "arkadaşlara söylemediniz mi?" dedi, "söyledik ama ne fayda" dedik. 7 gün kaldık hastanede. Semoş işten gelip kanapelerde yattı, ablam gündüz yanımdaydı, 5 gece de kaldı sağolsun. Eve gidiş ızdıraplı ama çok güzeldi. Kuzuma kavuştum. İlk 15 gün yardımsız tuvalete bile gidemedim, banyo yaparken naylon poşetler yapıştırdık, yaralardan habire sızıntı oldu. Sonraki bir hafta sokağa çıkabildim. Bu arada ishal oldum, resmen yatak döşek yattım. İshal bitti grip oldum, bu arada İdil ateşlendi. Bir de Deida'nın Gürcistan'dan akrabaları gelmez mi! Onlar hep beraber annemin evinde kaldılar, bende annem ve İdil'le bizim evde kaldım. İdil ben hastaneden geldikten sonra tam bir yapışık ikiz modundaydı, sürekli ağlıyor, kucak istiyor. Dikişler yüzünden kucağıma almak ızdırap, almazsam çocuk ağlıyor. İdil zerre kadar yemek yemiyor, bu arada annem uyuyup uyanıp "Şimdi bu çocuk ne yiycek? Muhallebi yap, meyve ver, köfte yap" deyip duruyor. Halbuki o uyurken bunların hepsi yedirilmeye çalışılıyor ve çöpü boyluyor. Kabus gibiydi yani...Şimdi de işe başladım. Artık meme yaptırmayacağım.

Hiç yorum yok: