15 Ocak 2011 Cumartesi

FLAŞ FLAŞ FLAŞ! İdil'in odasına baskın yaptık

Evet sevgili blog izleyicileri. Paparazziniz sizin için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı ve İdil Hanımdudu'nun odasına ani baskın yaptı. Bakalım sizin için İdil Hanım derli toplu mu? Dolaplarında neler var? Dediği gibi kitap kurdu mu? En sevdiği kitaplar neler?
Buyrun gezintiye başlayalım.


Köpeği Sefileş'in de en az keni kadar büyük bir kitap sever olduğunu söyleyen İdil Hanım

En son Mutlu Suaygırı kitabını okuduğunu söyledi

" Bu en özel kitabım" diyen İdil Hanım "Bunu bana Zerra'cım taaa Ankara'da yaptırdı, İdil ve Kraliçe İnci adındaki bu kitabımda ben deniz kızıyım ve efsanevi Kraliçe İnci'yi arıyorum" ifadesinde bulundu

"Benim için en özel ve değerli olan bu kitabımı bana armağan eden Day'cım ve Zerra'cıma sonsuz teşekkürler"

Kapağı olmayan benim ilk yaş günümde Deida'mın armağan ettiği Disney masallar kitabı. Diğerleri çıkartmalı deniz kitabı, Prenses dergileri, Dora kitabı

Teyzemin getirdiği Küçük Karaca, Kar Tavukları, Kurbağa Prens kitabı, Ariel suluboya kitabı, Suaygırı

Tavşan Peter ve Jemima Pamukördek

Barbie kitaplarım

Disney masalları, Ariel, Cindrella, Bella, Alaaddin


Karışık favoriler Kütüphanedeki Aslan, Ayıcık ve Ben, Piretorbası, Mamutlu Börek Taşdevri, Mükemmel Prenses Zeynep ve pencereli kitabım Evde

Kavram ve saat kitabım

Ariel, Tiger, Rüzgarlı gün

Çilek Kız serisi

Caillou serim

Winnie the Pooh serim

Hareketli kitaplarım

Ev canavarları serisi

Tübitak'ın matematik serisi

Denizin Kıyısında ve Karlı Bir Gün

Yine Tübitak'tan Duyularımız, Nasıl Hareket Ederiz ve Dünya Çocukları

O berbat T.imaş masallar serisi

Mevsimler serim

Lili'nin 7 çocuğu serisi

Cemile serimiz

T.imaşın mini masalları ve Mıknatıslı Saray kitabının 4 mini öyküsü

Sakar Cadı Vini serisi

Faaliyet kitapları

Ütü masasız ev olur mu?
Ve işte gardrobundan görüntüler.

Uzun kollu üstler ve elbiseler

Kısa kollu üstler ve hırkalar

Pantalonlar, etekler, eşortman altları

Oyuncak dolabının en alt katı Patates Kafa'lar, toplar, Legolar, Hayvanlar

Peluş gözü

Barbie çantası, makyaj çantası, takı çantası, oyuncak ev


Kitap gözü

Pastel ve kuru boyaları

Elektrik süpürgesi, dikiş makinası, market sepetleri, çamaşır makinası

Kuzumun tükkanı- Bijuteri

Dükkan açacak kadar takısı-tokası olup, hiç birini takmayan, elinde-kolunda hiçbir şey istemeyen yegane zottik benimki mi?

Gelin tükkanımıza.

Önce sabah keyfi yapan anne taciz edilir.

Annenin dizleri arasında uyuklayan zavallı "Sefileş" Potuk kaldırılır Bütün malzemeler orta sehpanın üstüne yığılır Gururlu bir dükkan sahibi olarak pişmiş kelle pozu verilir Geri odasına gidilir, geğiren (afedersiniz), ağlayan bebeği pışpışlanır Şaşkın şaşkın bakılır! Neden bebek hala ağlamaktadır? Ağlayan bebek bir kenara atılır Prenses peluşları çıkartılır Yeni tukurdayan terlikler giyilir (ötekiler koptu da!) Daha tam uyanamamış olduğuna kanaat getirir Yok yok uyanmıştır,oyun oynamak istemektedir! Yemek yemek lazım değildir! Çünkü Prensesler taç takar ama kahvaltı etmez! Israrlara sırıtılır Takarım çantamı koluma, düşerim yoluma Bakiyim param var mı? Kalan uykuya salonda devam edelir ya da en azından öyle niyet edilir Kıllı abisi uyur ama öteki kardeş uyumaz Anne dükkanı derleyip toplamaya karar verir ve işe koyulur

Yeni terlikler Kuaför malzemeleri Mini bebek kolleksiyonu Taç reyonu Tükkan olur da para kasası olmaz mı? Bijuteri reyonu Yüzük reyonu Küpe bölümü Bilezik bölümü Kolye reyonu Taraklar Parfüm kısmı Makyaj köşesi Toka reyonuSiparişi olan?

14 Ocak 2011 Cuma

Suri'nin Türkiye versiyonu

Hani ben söz vermiştim, herkese de söz verdirmiştim di mi başka oyuncak alınmayacak diye!
Beni birkaç kez hastalığını bahane edip oyuncakçılara soktu. Doktora gitmenin yolu rüşvet olarak çıkışta oyuncakçıya gitmekten geçiyor bizde.
Her seferinde ne görse
"Bu sende var kızım! Bilmem ne renk hani, şöyle şöyle yapıyor. Hatırlamadın mı? Sende olmayan birşey görürsek alırız" şeklinde savuşturmalarım düne kadar işe yaradı.
Ancak hanımdudu ev ahalisine
"Topuklu evde giyilecek ayakkabı, rengarenk ojeler ve makyaj takımı" isteğini duyurmuş. Anasına yerine getirmek düştü. Bu 3.makyaj takımı olsa da, oje bulamasakta, terlik tombik ayağına azıcık dar gelse de en nihayet Suri'ye Türkiye'den rakip çıktı.
Sakın ola
"Cık cık cık! Bu yaşta topuklu ayakkabı/terlik giydirilir mi?" diye yadırgamayın, yarın başınıza gelir de Ayşen dediydi dersiniz!

11 Ocak 2011 Salı

Saat 22.50

Her Salı olduğu gibi İdil yattıktan sonra National Geographic'teki "Dog Whisperer-Köpeklere Fısıldayan Adam"ı seyrettim. Eve gelip yemek yedikten sonra - arrrkadaşım Tuğba olmayınca- bana sardıran İdil hanımdudusu ile teyzesinin bugün aldığı bebek giydirmece oyunu- badmington (Allah'ım ne enteliz! Badmington oynuyoruz, National seyrediyoruzzz) sonra diş fırçalama, gecelik giydirmek için uğraşma- bu arada yatakla duvar arasına saklanıyor
"Hadi çık kızııım"
"Nerden gördün? Neyi gördün?"
"Kolunu gördüm, sesini duydum"
"Yaaa"
Zoorrrla çıkıyor, zorrla giyiniyor, giyinirken 101 kez yatakta zıplıyor, ç.işi geliyor vs vs.
Giyinme faslı bitince
"Anne bana ne okuycan?"
"Kütüphanedeki aslan"
"Yaşasııınnn!"
Ben okurken o odada geziyor, mutfağından aldığı bıçakla topu kesmeye çalışıyor, Potuk'un üstüne atlamaya kalkıyor, yere yatıyor, kalkıyor, bildiğin kımıl zararlısı!
Kitap bitince
"Bi tane daha oku anne"
"Yok annem, geç oldu. Yarın okurum"
Öpüşüyoruz, sarılıyoruz.
"Ne zaman tatil olucan?"
"3 gün sonra"
Sonra uyumamak için
"Babamda bana kitap okusun"
Kalkıyor, kapıyı açıp
"Babaaaa"
"Canııımmm"
"Bana kitap okusana"
Baba en kısa kitabı seçiyor, teyzenin yeni aldığı küçük ceylan kitabı
Başlıyor okumaya
"Gillicik ceylan!"
Hey Allah'ım!
Neyse fasıl bitiyor, ben banyoya baba tv'ye.
Çıkınca akşam kahvemizi yapıyorum. Sonra Köpeklere fısıldayan adam'ı beraber seyrediyoruz.
Her maharetli köpek görünce Derviş yanımda uyuklayan Potuk'a
"Yat orda yat a..... k.....! Bak milletin köpeği neler yapıyor! Şerefsiz!"
Gariban uykulu uykulu bakıyor, ne diyor bu adam diye..
Sonra GS'nin maçı başlıyor Bir ayağı altında, elinde tesbih, üstünde eşortmanları, bir yandan küfrediyor, bir yandan zaplıyor. Bende son günlerde takıldığım giysi giydirme oyunu oynuyorum.
"Kocacımmm"
Duyar mı?
Sizce?
Duymaz.
"Ben burda kocacım diyorum adamın hiiiç umru değil!"
"İçinden mi diyorsun?"
"Yoo, gayette dışımdan dedim"
Beni kaale almayıp maç seyretmeye devam ediyor. Bu arada GS 1-1 yapıyor. Nerdeyse kalkıp oynayacak!
"Bak Servet'e bak! Hayatının golünü attı o cüsseyle!Röveşatayla!"
"Hadi bea!"
İşte böyle bir geceydi.
Kel alaka durumdan evdeki sevdiğim köşelerin resimlerin koyuyorum şimdi.

Mutfak kapısındaki süsümüz ve yeşil çıngırağımız


Buzdolabı magnet manyaklığım

3 meleğimiz Deida'nın getirdiği tablo yakından

Tablomuz uzaktan
Ablamın getirdiği anahtarlığımız

Kapı süsümüz
Ağaç tepesi meleğimiz

Maç bitti, şimdi yendikleri için mutlu. Sıra maç özeti, tartışmalı pozisyonlar, ıncığı, cıncığı, kıvırı, ıvırı. Bir kez seyredince anlamıyorlar sanırım...
Saat 23.30, yatayım en iyisi ben. Sabah 05.50'de kalkacağız malum. Potuk şu an ayağım dibinde horluyor. Gariban yatakta horlasın bari..
İyi geceler herkese
EKLEME : Bu postu yazdıktan sonra bilgisayarı kapattım. Derviş'te özetleri bitirdi.
"Hadi ben uzuyorum" dedi
"Beni de götürsene" dedim
"Nereye?" diye sordu şaşkın şaşkın
"Ulan bir kere de gel karıcım, seni sahile çay içmeye götüreyim de!"
"Ya, bi git! Deli midir, manyak mıdır? Gece gece ne çayı?"
"Ne var götüreyim desen? Hadi gel avrat Fenerbahçe'ye çay içmeye gidelim desen de ben şok olsam ha? Sanki gidicem de! Ama sen bir sor! Şaka yap!"
"Yürü git! Sen gezme desem Fizan'a gidersin, gel diyeyim de ucumuz Fenerbahçe'den sonra kimbilir nerde çıkar! Deli midir nedir?" dedi..

7 Ocak 2011 Cuma

Ç.ş sorunsalında başka birşeyler

Bu da dün yaşandı. Yaklaşık 3-4 gündür gene gündüz ç.ş kaçırma sıklığı arttı. En son dün sabahtan akşam geldiğim 18.30'a kadar 20 k.lot, tabii bir o kadar k.lotlu çorap ve eşortman altı kirlide yerini almış. Ben içeri girerken onlar alt değişikliği yapıyordu. Kankisi Tuğba evdeydi. O zaten gelince tuvalet unutuluyor oyun varken. Neyse "yapma kızım, kaçırma kızım" tarzı söylemden 5 dk. sonra - yeminle saatte baktım çünkü- gene kaçırdı, içeri odasına gittim
"Yok Deida'm gelsin, sen kızıyorsun" dedi. Sanki Deida'sı kızmıyor!
"Kızmadım kızım, gel gidelim" dedim tatlılıkla
Gittik bir ton ç.ş saldık.
5 dakika sonra- gene saate baktım- Tuğba "İdil gene kaçırdı" dedi
Bu sefer "Aaa, kızım neden böyle yapıyorsun, bir daha yaparsan tüm oyuncakları çöpe atarım vs vs" sonra gene tuvalet, gene bir ton ç.ş, gene alt değişimi, k.lot, k.lotlu çorap, eşortman altı vs.
"K.lot kalmadı kızım! Bak hava soğuk, kurumuyor" dedim.
Çekmeceyi açtı ve
"Bak! 100 tane k.lodum var, neden k.lot kalmadı diyorsun" demez mi!
"Cevap verme bana" dedim. Ne diyeyim ki?
5 dakika sonra Tuğba "İdiiiil! Gene mi yaptın!" deyince Deida ben kızmayayım diye önden koştu, tuvalete oturttu, gene bir ton ç.ş.
Bu arada bende masa-sandalyesini aldım, kapıyı açtım ve kapı dışına koydum oyuncakları.
Aman ne ağlamak! İçini çeke çeke, böğüre böğüre. Nefessiz kalana kadar. Bu arada ben durdum.
"Söz veriyorum! Bir daha kaçırmıycam" vs vs
Masa-sandalyeyi geri aldım, odasına koydum.
10 dakika geçmedi odasının kapısını açıp "Deidaaaa" diye seslendi.
Kesin kaçırdı dedim, aynen kaçırmış.
Onlar Deida ile yine tuvalette ç.ş yaparken ben daha fazla oyuncağı aldım kapıya koydum. Daha fena ağlamalar, Deida bana kötü kötü bakıyor, çocuğu ağlatıyorum ya! Annem içerden sesleniyor
"Ağlatma çocuğu, al oyuncakları içeri, ne biçim annesin!"
Ben kızıyorum "Kızım neden kaçırıyorsun? Tuvaletin yerini bilmiyor musun? Ç.ş geldiğini mi anlamıyorsun?" diye bağırıyorum. Arkası bana dönükken dil çıkarıyor. Görmem zannediyor. Daha fena kızıyorum.
Bu arada Tuğba'nın babası Tuğba'yı almaya geliyor, Tuğba kaçıyor. Saat 19.40.
Bizimki katılıyor ağlamaktan. Deida'sının kucağında. "Sakin ollll" deyip duruyor İdil'e.
"Sen Potuk'u tuvalete çıkarsana" diyorum.
Daha o öğlen ilkokula giden kızı olan bir arkadaş kızınla olan anlaşmazlığında onunla büyük insan gibi konuşarak "Sorununu ağlayarak ve şımarıklık yaparak çözemeyeceğini" anlattığından bahsetmişti ve bende "Ben öyle konuşmam, küserim" demiştim. Bir de onun sistemi deneyeyim dedim.
Tabii baş yardakçı Deida giderken bizimki battaniyesinin altına saklanıp konuşmuyor. Susuyoruz 5 dakika. Sonra battaniyeyi yüzünden çekip ona
"Gel seninle konuşalım. Bizim bir sorunumuz var. Senin neden ç.şini kaçırdığını merak ediyorum. Belki ç.şinin geldiğini anlamıyorsundur, bir hastalık vardır, doktora gideriz ve kurtuluruz. Belki oyuna dalıyorsundur, oyunu bırakmak istemiyorsundur. O zaman bir seni saatte bri tuvalete götürürüz. Benim ç.şim yok deme, klozete otur. Belki gelir ç.şin. Belki başka bir nedenle kaçırıyorsundur. Soruyorum. Sen bana cevap ver. Böylece sorunumuzu çözeriz. Biz seninle biberon sorunumuzu çözdük, gündüz bezini çözdük, gece bezini çözdük. Biz seninle herşeyi başarabiliriz. Ben seni çok seviyorum. Sana kızdığımda da çok seviyorum. Sen benim için bu dünyadaki en önemli varlıksın. O yüzden sen üzülünce bende üzülüyorum. Ben istermiyim senin oyuncaklarını atmayı? Ben senin için, sana istediğin oyuncakları, kıyafetleri, kitapları alabilmek için çalışıyorum. Senden tek istediğim vakti geldiğinde ç.ş kaçırmadan tuvaletini yapman. Bu yüzden sende bana yardım etmelisin"
Önce yüzüme bakmadı, sonra kucağıma geldi, öpüştük, özür diledik.
Deida geldi, bizi kontrol etti. Kapıya koyduğum oyuncakları odasına beraber taşıdık. Bize yardım etti, şen şakrak, neşeli... Dedim ki kendime, kadını eleştirdik ama bu yöntem işe yaradı sanırım.
15 dakika geçmedi gene ç.ş kaçtı!
"Önemli değil, bi damla anne. Kurur, merak etme" diye beni teselli etti!
Sabahki telefon konuşmasında ise
"Çok kötü bir rüya gördüm anne"
"Ne gördün kuzum?"
"Sen bana kızmıştın, oyuncaklarımı atmıştın, sonra konuştuk, sen bana anlattın. Hatırladın mı?"
Ayyyy, sabır Allah'ım sabırrr!!!

6 Ocak 2011 Perşembe

Manyak köpek

Siz bakmayın bu uyuşuk duruşlu fotoğraflarına! Arada dönemi geldi mi, gerçi bu dönem işi dişilerde olur ama bizimki zaten bir tuhaf olduğundan bazen ille bir sevi.ş.gen dönemi geliyor, azıyor.

Biz bu şerefsizi - Ata'nın (Demirer) o bayıldığım tiplemesi Veteriner Niyazi Gül gibi oldu- aldığımızdan bir süre sonra veterinerimize sorduk, çiftleştirelim mi diye. Öyle ya, torun torbaya karışacaktık vs. Fakat veterinerimiz bu şapşalın beni karısı zannetiğini, bu sebeple Derviş'e gıcık olduğunu, o yüzden adamcağız ne zaman oturduğu yerden kalsa dünya kadar boş koltuk olsa ille gidip Derviş'in koltuğuna oturduğu, yatakta ille Derviş'in tarafında yattığını söylemişti. Bir kez çiftleşirse bir daha zapt etmeniz daha zor olur dedi. Kısırlaştıralım mı dedik, erkek köpeklerde gerek yok, dişilerde tehlike var kısırlaştırılmazsa kanser oluyorlar dediydi. Bizde bu yüzden bugüne dek oğlanı saf haliyle bıraktık.

Fakat bu zottik dediğim gibi dönemleri geldi mi bizim kızların - Ece, Nilgün-, ablamın , artık dişi kimi bulursa üstüne sıçramalar, tuvaletten kullanılmış tuvalet kağıdı kaçırmalar - ıyyy iğrenç demeyin- vs yapar. Bizde bu yüzden tuvalet kapıları hep kapalıdır ama bazen unutuyoruz kardeşim!

Hafta başında bizim tuvaleti açık bulamayınca annemlerin tuvalete dalmış, Deida sabah kalkınca bakmış koridorda tuvalet kağıtları. Yemiyor, sadece ağzıyla koridora taşıyor gerzek!

Salona gitmiş ki bizim salak, tuvaletteki çöp kovasının kapağına kafayı daldırınca kapak kafaya geçmiş, onu çıkaramamış ve kafasında kapakla salonda melul melul oturuyormuş !

Ahhh, evde olup o halinin fotoğrafını çekmek vardı!

Dün gecede yine unutulan bizim banyonun kapısından istifade etmiş, gece Derviş'in horultusundan uyanıp banyoya gidince baktım uyanık bu sefer çöp kovasını devirmiş, kapak düşünce gene tuvalet kağıtlarını taşımış:)D

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ben istemez miydim güzel yeni yıl yazısı yazmak?

Ama olmadı işte. Halbuki bütün şartlar vardı, fabrika 1 hafta tatil vermişti, ohh evdeyim diye her güne 1 plan. 1 gün bebek görmeye, 1 gün ameliyat olan arkadaşıma geçmiş olsuna, 1 gün pazar'a, 1 gün çarşıya derken 24 Aralık Cuma gecesi ateşlenen İdil'i acile götürdük. Kuru öksürük ve ateş şikayeti olan 6 çocuk daha vardı. İlaçlar ilk kez işe yaramayınca 3 gün sonra tekrar gittik ve antibiyotiğe başladık. 4 yaşında ilk kez.. Cumartesi bende ve Deida'da başlayan boğaz ağrısı Pazar anneanneye sıçradı. Pazartesi ile Çarşamba arasında bitirdiğimiz tuvalet kağıdının haddi hesabı yok. Perşembe gecesi anneanne öksürükten uyumayınca yılbaşı günü sabah kahvaltı etmeden onu doktora götürdüm. İlle de hastaneye yatması lazım demezler mi?
Serumlar bağlandı vs. Ablam koştu geldi, abim geldi alıp annemi göğüs hastalıkları bölümüne acil götürdüler. Sonuç zatüre! Yaşlılarda bu solunum hastalıkları çok tehlikeliymiş. Kanındaki bir tahlil temiz çıkınca eve gönderdiler. Abim gidip solunum makinası aldı. Şimdi yemek ve tuvalet dışında annem ona bağlı, gece bile.. Dudakları yara içinde kaldı hortumdan... Çok üzgünüm ve endişeliyim..
Bunun dışında kalçadan iğneler, ilaçlar vs yapılıyor. Bu Cuma'ya kadar evde, Cuma yapılacak tahlillere göre hastaneye yatacak.. Umarım çabucak iyileşir tontonumuz...