11 Mart 2010 Perşembe

Neler oldu neler?


Uzun süredir yoktum, kimse farkına varmadı:)
Demek ki suya yazıyormuşum:)D - Allı'm hariç, o sordu hatırıma ama benim feysbuk'um aktif değil o yüzden yazamadım ona da. Burdan öpüyorum onu. Hayırlı arkadaşım benim:)
Bu sürede neler oldu?
1- Sevgililer günü şeysi
2- Derviş doğum günü
3- Deida gitti
4- Yeni abla geldi
5- Benim melek ablam bizde hafta içi 07.00-18.30 mesaiye başladı- ücretsiz
6- Depresyon tedavisi
7- Yıllık rutin kontrol - Devlet Hastanesinde

Benim aslında 6 ay yazamam lazımdı ama çabuk atlatmışım demek ki, ilaçlar yaramış:)

Bu tiroid ne menem bir hormonsa beni uzun süredir karanlıklara gömdü. Önce atlatırım sandım, baktım olmadı. Hatta giderek kötüye gitmeye başladım. Hemen eniştemin arkadaşı aile doktorum tontona gittim. Hafif bir ilaca başlattı. Eğer böyle bir durumunuz varsa HEMEN DOKTORA GİDİN, çünkü depresyon kemikleşirse tedavisi yıllar sürüyor. İnsanlar herşey kafada bitiyor zannetmesin, kafada biten şeylerde var ama bu ilaçlar insanın kendisini kötü hissetmesine izin vermiyor. Tam şöyle içli birşeyler düşünüp kendime acıyayım diyorsun ama o kadar işi uzatmana engel oluyor ilaçlarla beynin, "amannn, boşver" diyorsun. İyi ki gitmişim.

Sonra devlette sürünesim geldi. 10 yıldır kanser hastasıyım. Önceleri her ay, sonra 3 ayda bir, sonra 6 ayda bir, 5 seneden sonra da senede bir kontrole gidiyorum. Tahliller korkunç pahalı, şimdiye kadar döktüğüm paralarla rahatlıkla bir evin peşinatını öderdim. İçime sinmiyor, 22 yıldır çalışıyorum, her ay maaşımdan kuzu kuzu SSK kesilirken beş kuruşluk kullanmıyorum. Şimdi çalışırken özele gidiyordum ama emekli olunca el mahkum SGK'ya gideceğimden şimdiden başlayayım maceraya dedim. Canım meleğim ablamla düştük Kartal Eğitim-Araştırma Hastanesine.

İlk olarak gidip randevu almamız gerektiğini söylediler, onkoloji yani kanser hastalarına internetten veya telefonla randevu verilmiyor. Maksat zulüm olsun.
Neyse, gittik, minik bir not kağıdına tarih ve saat 08.00 yazıp bizi gönderdiler. Sabah 07.30'da gittik ablamla, randevu olarak herkese aynı saat verilmiş. Dışarıya bir A4 kağıt asılmış-kalem bile yok- sen sırayla ismini yazıyorsun. Neyse yazdık 22 ben ,23 ablam.
Saat 08.00'de randevuları veren bayan görevliler geldi, ille o minik kağıdı istiyorlar. Ben bulamadım, kızdı hanımefendi.
"Bu sizin için gerekli, ya ben randevunuz yok desem? Nasıl isbat edeceksiniz randevunuzu?" dedi
Ablam tedbirli kadın, kağıdı yanında, ona randevu verirken benim de adımı görüyor ama bu lafları söylediği için özür mözür dilemiyor.
Neyse, koskoca onkoloji bölümünde sadece 9 sandalye var! Hasta insanlar ayakta bekliyor. Bu insanlar kanser hastaları üstelik!
A4 kağıda yazılı sıraya başlamadan ilaç yazdıracakları alıyor doktorlar. Haklılar, insanları bekletmenin alemi yok. Onlar bitince sırayla içeri çağıracaklar. Orda bekleyen hastalar "İsim listesini asın, bizde kimin arkasındaysak işimizi halledip gelelim, burda boşuna beklemeyelim" diyor ama hemşire hanım "isimle çağırıyoruz, bekleyin" diyor.
İlk kez geldiğimiz için ablamda bende koca birer dosyayla doktorun yanına giriyoruz. Baştan hikayemizi anlatıyoruz, oraya gelmemize çok canı sıkılmışa benzeyen doktor "kemoterapilerde ne ilaç aldınız?" diye soruyor. 10 yıl olmuş, dahası eczacı değiliz ki bilelim. Allah'tan özelde yapılan tüm tedavilerin fotokopisini almıştık. Sonunda bizim elimize bir yığın tahlil isteği ve evrak tutuşturup gönderdiler. Aç gelmişken tahlilleri yaptıralım dedik, yan binaya girdik, orası da onkolojiye bağlı. Tam 1.5 saat kan vermek için kuyrukta bekledik, oturacak yer YOK!
Sonra istedikleri diğer tetkikler için önce bir binaya girip randevu aldık, sonra başka binaya girip randevu alabilmek için sıra numarası aldık!
Biz kan tahlili verirken orda olan bir bayan bizim için burdan numara almasına rağmen önümüzde 60 kişi vardı. Tabii öğle yemeğine kaldık. En nihayet MR-BT randevularını alabildiğimizde saat 13.30 olmuştu. Yani 6 saatte sadece muayene ve kan verdik.
Verdikleri ilk tüm vücut kemik sintigrafisine randevusuna sağolsun Derviş beni götürdü, özelde 1.5 saatte çekilen tahlil burda 20 dakikada çekiliyor. Aç karnına damar yoluyla radyoaktif ilaç veriliyor. 2 saat boyunca 1,5 lt su içip bekliyorsun ve sonra tarama yapılıyor. Gene 07.30'da geldiğimiz hastaneden 12.00'ye doğru çıkabiliyoruz. Ertesi gün MR randevuları+BT var . Yine Derviş getiriyor beni, yine insanlar birbirini yiyor, dün çıkması gereken tahliller bilgisayar arızası nedeniyle çıkmamış.
BT'de içinde ilaç veriyorlar damardan, hemen bitiyor ama MR'a giren çıkmıyor. MR içinde gene aynı damardan ilaç veriliyor ve 40 dakika mezar gibi o daracık makinada duruyorum. Gene sabah 07.30'da geldiğimiz hastaneden 12.30'a doğru çıkabiliyoruz.
Sonuçları vereceklerini söyledikleri günden 3 gün sonraya kontrol randevusu alıyorum. 5. kez gidip kontol olduğumda sonuçlar temiz çıkıyor, çok şükür. Depresyon ilaçları ya da düzene giren tiroid hormonum sağolsun, bu kez MR'da kalabiliyorum ağlamadan.

Diğer önemli haber Deida gitti. Doğduğu günden beri ona bakan, benden çok bakan kişi gidince İdil'in hali nice olur diye aylardır kafa patlatıyordum. Umduğum kadar kötü olmadı, o gitmeden 1 hafta önce memleketinden tanıdığı fazla türkçe bilmeyen ve sessiz bir bayan geldi. Bir hafta yeni ablayla yaşadık beraber. Deida da evdeyken yeni abla favorisiydi.
"Nestani gel odama gidelim, Deida sen bakkala git, ben Nestani ile evde kalacağım" diyen tip, Deida gittiğinden beri tuvalete bile Nestani'nin götürmesine izin vermiyor, kıyafetlerini giydirmesine yardım ettirmiyor, elinden yemek yemiyor.
Tabii bu durumda Melek Ablam imdadıma yetişti. İlk bir hafta ben izin aldım, 24 saat birlikteydik, sonraki 2 haftadır da her sabah eniştem melek ablamı saat 07.00'de bize getiriyor, meleğimiz İdil'i yediriyor, uyutuyor,oynuyor,gezdiriyor, akşam ben işten 18.30'da geldiğimde de evine gidiyor. Ablacım sensiz ne yapardım ben? Her zaman elim,ayağım, başım, cüzdanım, aklım oluyorsun. Hakkını helal et!
İdil hala Deida'yı soruyor, her gün soruyor. Ona "Çok öksürdüğü için hastaneye götürdü baban. Doktor ona hastaneye yatıp tedavi olman lazım demiş. Babanı bile içeri almamışlar. Sigara içmesine izin vermiyorlarmış. O yüzden çabuk iyileşip gelecek" diyoruz. Hep aynı soruyu soruyor ve hep aynı cevabı veriyoruz. Allah nasip ederse 5 gün sonra gelecek Deida ama yine 3 ayda 1 bir hafta gidecek.
Bu arada hanımdudu bizim yatakta ortada yatıyor, babasını ve beni tekmeleyerek kendisi yatay pozisyonda yatağı kullanıyor. Potuk onun ayak ucunda uyuyor.
Sevgililer günü şeysinde Derviş bana süpriz yapıp dokunmatik cep telefonu almış. Çok mütehassis oldum. Ben hediye almamıştım ama "Avrat senin varlığın bana hediye" diye beni onore etti yawrum.
Doğum günü ise hafta içine denk geldiğinden, biz İdil'le gidip ona hediye olarak kaban ve sweatshirt aldık. Sonra pastasını da aldık ve akşam işten geldiğinde aile içi kutladık. Haftasonu ise ablamlar,abimler ve sonra halamız geldi ve daha geniş katılımlı olarak ikinci kez kutladık. Kolay değil adam 45.yaşına girdi!
Nice seneler Derviş'im. Şöyle böyle diyoruz ama seni SEVİYORUZ bea!

12 yorum:

annesiningülü dedi ki...

Ayşennnn :( yüzüm yok ama allah inandırsın...şimdi işler bitsin bir mail atayım diye düşünüyordum
neler yaşamışsın canım
devlet hastanesi öyle ne desemki
Deida gelecekmi ben temelli gitti sandım üzüldüm sonra sevindim İdil için :)
Sevgililer günü hediyen ne güzelmiş :) bizimki bişi almadı almazda biliyordum, beklemiyordum zatii ;)
neyse..
çok çok öptüm seni ve kızışini :D

allımorlu dedi ki...

ayşen ablacım öncelikle derviş abinin doğum gününü kutluyorum,sağlıkla nice yıllar beraber olun inşallah..
Allah'ım sana ve tüm hastalara acil şifalar versin,samimiyetle söylüyorum senin bu pozitif enerjin,sabrın,neşen beni çok etkiliyor..'helal olsun kadına be'diyorum hep..
derviş abi sana varlığın hediye demiş ya doğru demiş hakkaten:))

potukla idil ayrılmaz ikili gibi her resimde çok tatlılar yaa:)))
o miyav sizin mi yoksa?:)

Unknown dedi ki...

Ayşencim Gazi hastanesinde olduk kemoterapilerimizi ve biliyor musun onkoloji hastaları sıra beklemiyorlar hiç bir yerde ne kan almak için tüp alma sırasında ne kan verme sırasında ne sonuçta...
böyle bri iyiliği var ne sevinilesi bir durum ya ama o bile o kadar hayat kurtarıyor ki...
Bu arada Allah Dervişi sizden sizi ondan ayırmasın nice yıllar mutlu sağlıklı birlikte yaşayın canımmm :)
telefonunu da güle güle kullan hele Derviş in ettiği laf var yaaaaaa :)
kırk bin kere maşallah :)
öpüyorum seni ve o güzel esmeri :))

ELİF dedi ki...

çok mahçup oldum ben ya...Çok özledim aslında seni...Hatta mail atıcam birazdan.öpüyorum..

Belkıs dedi ki...

Hakkaten neler olmuş neleer, Deida neden gitti anlamadım ben yalnız ama gelecek sanırım. Babanızın doğum günüsünü bizde kutlarız nice sağlıklı mutlu huzurlu yıllarınız olsun inşallah :)

Adsız dedi ki...

oooooooooooooooo çok şey olmuş çok.canım benim :)özür dilesek affolurmu acaba::)
olamdımı?
e eğil bir öpeyim yanağından:)
oldu oldu dayanamazsın sen:)
öpüyoru doğum günleriniz kutlu olsun sağlık sorunlarınız için geçmiş olsun canım benim:)

tatlıhayat dedi ki...

AAAAAA ..abla kardeş arasında hak mı olurmuş?Sana her şeyim helal hoş olsun canım kardeşim .Seni seviyorummm.

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Öncelikle kontrollerinizin temiz çıktığına çok sevindiğimi bilmeni isterim.
Nerede oturduğunu bilmiyorum ama uzak değilse Göztepe Araştırma Has. denemeni tavsiye ederim, daha az kalabalık ve daha kolaylıkları var.
Böyle bir ablanın varlığı ne güzel.
Tekrar geçmiş olsun dileklerimle sevgiler...

Eylm-Sdnz dedi ki...

Vallahi neler olmuş neler..test sonuçlerın temiz çımış ohhh..deida gitti sanmışdım o da dönecekmiş ohhh...şu hastane olayı ne kötü yahu böylebirşey olabilir mi??insanlar zaten hasta nası bi ülkede yaşıyoruz...
Eşine bir ömür ailesiyle mutluluklar dilerim..hımm o telefondan banada geldi laf aramızda:P
kuzuyuda senide öperim...

aysencifci dedi ki...

Bahar'cım aşkolsun ne demek üzülmek felan? benimki çenebazlık. Öpüyorum seni ve kuzu Yağmur'u.
Allı'm hayırlı arkadaşım. Kedi komşu babaannenin. O güzel iltifatların karşısında utandım vallahi. Öptüm
Funda'cım Allah hepimizi sevdiklerinden ayırmasın. Öptüm
Elif'cim mahçup olacak hiçbirşey yok canım. Ben hala seni arayacağım, bak hiç mahçup oluyormuyum:)
Belkıs'cım memlekete izine gitti ve geldi Deida. Öptüm seni ve Ece Sultan'ı.
Selda'cım öpen sen ve Asya olsun, hemen affettim. Öptüm bende sizi.
ABLAMMMM canımm öptüm gene seni.
Yaşamın kıyısından baktım internette Göztepe Eğitim Has. onkoloji dalı yok maalesef. Yine de ilgine teşekkürler.
Eylem'cim sağol güzel sözlere. Öptüm seni ve Sude güzelini.

meltem dedi ki...

ben de seninle en son mailleştiğimizden beri üstünden bu kadar zaman geçtiğinin farkında değilim, üzgünüm.... aslında ben son zamanlarda hiç bişeyin farkında değilim ben de depresyondayım sanırım, umarım dediğin gibi kemikleşmemiştir:((
idilime de üzüldüm e kolay bi çocuk için alışganlıklarından ve sevdiklerinden vazgeçmek!! gerçekten iyi ki ablan var..
canım benim, hastanede yaşadıkların çok can sıkıcı ama muz cumhuriyeti burası.. artık şaşırmıyoruz bile ne yazık..
sonuçlarının iyi çıktığına sevindim en çokk!

sizi seviyorum

not: enişteeeee nice yaşlara hepi börtlek suyuuuuuuuuu

meltem dedi ki...

bu ne yaaa kolay bi çocuk yazmışım gibi olmuş afedersin:( kolay değil bi çocuk için demek istemiştim anlamışsındır gerçi ama yine de yazayım dedim