2 Ağustos 2012 Perşembe

Evde hayvan beslemek ya da dört ayaklı evlat sahibi olmak

Sevgili blogger'lardan Begonvilli Ev'de yas var, tabii tüm (her ne kadar dilim hayvan demeye varmasa da) hayvanseverlerde de..
Begonvilli Ev'in de anlattığı gibi, dört ayaklı evlat sahibi olmak ya da pet sahibi olmak öyle filmlerde görüldüğü gibi basit, güzel ve romantik birşey değil.
Kedim yok o yüzden kedi sahibi olmak nasıldır bilemiyorum.
Ben size köpekle yaşamak nasıldır onu anlatayım.
Öncelikle aldığınız o CAN sizinle en az 10-15 yıl birlikte yaşayacak, siz su verirseniz susuzluğunu giderecek, siz yemek verirseniz karnı doyacak, siz dışarı çıkarırsanız tuvaletini yapabilecek bir CANLI.
Üstelik dili yok, size hiçbir şey söyleyemez, "hastayım" diyemez, "karnım ağrıyor" diyemez, "tuvaletim var" diyemez, "açım" diyemez, "susadım" diyemez.
Kısaca HER YÖNDEN size bağlıdır.
"Amannn, dışarda yağmur var, tuvaletini tutsun" diyemezsiniz, yağmur da yağsa, kar da yağsa, fırtına da çıksa günde EN AZ 2 kez dışarı çıkaracaksınız.
Maması biterse "Yarın alırım, bugün evde pişen yemekten vereyim" diyemezsiniz, alerji olur.
Aşılarını takip edip aksatmadan zamanında yaptırmalısınız.
Yazın ve sıcak havalarda rahat etmesi için traş ettirmelisiniz, "yok süsü bozulur, bu köpekler tüylü güzel" diyemezsiniz, biri sizi yaz sıcağında kürk palto ile gezdirsin ister misiniz?
Kışın ayda 1, yazın 15 günde 1 yıkamalısınız. Yıkanıp bitmez, fön makinesi ile kurulamalısınız. Şampuan ise ya özel şampuan ya da bebek şampuanı olmalıdır ki derisinin yağ dengesi bozulmasın.
Tatile çıkamazsınız, çünkü çoğu yer "pet kabul edilir" yazsa BİLE AYRI YERDE kalmasına izin veriri. Sizin yatağınızda, sizinle uyumaya alışkın bir ÇOCUK (çünkü onlar HİÇ BÜYÜMEYECEK çocuklar) bunu anlamaz, ağlar, hasta olur.
Diyelim ki ameliyat olacaksınız, köpeğinizi bırakacak birini bulmalısınız.
Yatağınızı yaz-kış onunla paylaşmalısınız, bazıları bunu tercih etmiyor ama köpeğiniz genelde sahibi ile uyumayı istiyor. Kışın neyse de yazın dibinizde sıcacık bir canlı uyuyacak. Normalde köpeklerin vücut ısısı insanlardan çok daha yüksek. Yatakta dönseniz uyanacak, aşağı inecek, yukarı çıkacak, kaşınacak, patisini yalayacak, horlayacak. Kısaca ASLA kesintisiz uyuyamayacaksınız. Hele köpeğiniz yaşlandıysa durum daha vahim olacak.
Mesela bizim şapşal dün gece yatakta döneyim derken kendini yerde buldu. Önce düştüğünü anlayamadı, sonra tıkır tıkır yerde gezindi, sonra yatağa çıkmak için sayısız kez çabaladı, sonra vazgeçti, kaşındı, silkelendi, horladı. Bütün gece toplasan 4 saat uyumuş ya da uyumamışımdır. Her seferinde yatağa geri çıkarıyoruz, o sıcaklıyor geri aşağı iniyor, uyanıyor geri yatağa gelmeye uğraşıyor.. Bunu HER GECE yaşıyoruz.
OFFF diyemezsiniz, onu eğer evlat edindiyseniz YAŞADIĞI SÜRECE BAKIMINDAN SİZ SORUMLUSUNUZ.
YORULDUM diyemezsiniz, BIKTIM diyemezsiniz, SIKILDIM diyemezsiniz. BAŞKASINA VERELİM diyemezsiniz, dememelisiniz.
Ben doğuma gittiğimde Potuk Annemlerde kaldı. 3 gün ben gelene kadar NE YEMEK YEMİŞ, NE SU İÇMİŞ! Onu terk ettik sanmış, anlamamış... Hatta annem hayvan sevmediği için "ölür" diye sevinmiş...
ÇOCUK SAHİBİ OLUNCA BAŞINIZDAN ATAMAZSINIZ.Çocuğunuza ve köpeğinize ayrı ayrı vakit ayırmalısınız.
Bilenler bilir, ben kızıma tüp bebek yöntemi ile hamile kaldım, çok büyük sıkıntılarla hamilelik yaşadım ama 1 gün bile Potuk'u vermek aklımızdan geçmedi. Çevreden çok büyük baskılar gördük
"Çocuğunuzdan kıymetli mi?" diyen mi ararsınız
"Bebeği yer" diyen mi ararsınız
"Köpeğin kılından bebeğin akciğerinde kist olur, hiç mi vicdanın sızlamaz" diyen mi ararsınız.
İnsanlara anlatamadık ama biz kulağımızı tıkadık, Potuk'tan vazgeçmedik.
Eve kızımla hastahaneden geldiğimiz ilk gün daha kapıdan girer girmez bebeği koklattık, uzun uzun kokladı, sonra ilgisini çekmedi.
Kızım kucağımdayken Potuk yanıma gelirse asla itmedim, onu da yanıma aldım, sevdim.
İlk başlarda İdil ağladığında Potuk havlardı, sonra ağlamalara alıştı.
Gece bizimle yattığı için silkelenir, İdil uyanır ağlardı. Kızamazdık. Ne anlasın köpek bebek zor uyudu da, uykusuz da vs. Zamanla İdil onun sesine alıştı, aniden havlarsa korkar ağlardı, ağlamamaya başladı.
Sadece balayına birlikte gittik eşimle. Deida (eski bakıcımız) varken ona bırakırdık Potuk'u, Deida olmadığı bir sene bana 10 yıldır temizliğe gelen ve Potuk'u çok seven, Potuk'unda çok sevdiği Esma'ya bıraktık. Esma'da benim verdiğim yastıklar varmış. Bütün gece uyumamış, o yastıklarda (kokum olduğu için) yatmış ve ağlamış. Sabahına Esma en az benim kadar Potuk'u seven ve Potuk'un alışık olduğu ablama bıraktı Potuk'u. Tatilde olduğumuz 1 hafta boyunca ablam Potuk'la beraber yattığı halde Potuk geceleri uyumamış, kapıya gidip durmuş. Şimdi size bu kadar düşkün olan bir varlığı nasıl terk edeceksiniz? Nasıl bırakacaksınız?
Sokağa çıktığınızda kafanız yerde gezmeniz lazım, kırık cam parçalarına basmasın, yerden birşey yemesin, ayağına zararlı otlar batmasın. Pisi pisi otu denen bir ot var, aynı Potuk'un renginde. Bir keresinde ayağına batmıştı ve veteriner onu çıkartamamıştı. 15 gün başlıkla gezdiği halde kendini yalaya yalaya otu çıkarmıştı da rahat etmişti.
Diğer köpeklerden korumak için tasmalı gezdirmelisiniz, bazı gösteriş budalası sersemler Rotweiler gibi büyük ve saldırgan eğilimli köpeklerini eğitemediklerin, köpeğe sahip çıkamadığından size saldırabilir. Hatta "dövüştürelim mi?" diye soran adiler bile var karşılaştığım. Çok bilirim Potuk'u kucağıma alıp yürüdüğümü.. 20 küsur kilodan bahsediyoruz ve bel fıtığı hastasıyım ben, hem de ameliyatlı. Ama "kucağıma alamam" diyemezsiniz, mecbursunuz kucağınıza alacaksınız köpeğinizi korumak için.
Yavruyken bakımı daha da zordur. Tuvaletini 1 yaşına kadar tutamaz. Kayınvalidemin "bilmem kaç paralık canımmm" çeyiz verdiği halıya çooooook kaka yapmıştır, çooook işemiştir. Ne yapacaksınız? Köpeği dövemezsiniz, halıyı temizleyeceksiniz, günde kaç kez, kaç dakika arayla...
Yatıya ASLA kalamazsınız, her gün ve her gece tuvalete çıkarmak zorundasınız. Cenazeniz bile olsa.. Babamın rahmetli olduğu günün gecesi, o acıyla, o kafayla köpek gezdirdik.. Köpeğiniz BABANIZIN ÖLDÜĞÜNÜ ANLAYAMAZ.
Köpeğinizle HİÇBİR YERE GİDEMEZSİNİZ. Hiçbir işletme, piknik yeri bile olsa hayvan kabul etmemektedir, Süreyya Yalçın olmadığımız için denize bile soktuğunuzda
"CIK CIK CIK" lanırsınız, kendi girdiği denizi köpeğin kirlettiğini düşünenler vardır.
Yolda yanınızdan geçen bazı anneler
"Seni köpeğe yediririm" der, siz ne diyeceksiniz? Niye zahmet edeceksiniz anlatmaya?
Akrabalarınızdan, eve gelenlerden köpekten korkanlar olacaktır, köpeğinizi bir odaya kapatmak zorunda kalacaksınız.
Diyelim ki mutfakta tabak kırdınız, cam kırıklarını süpürmeden önce köpeğinizi başka bir yere koyup cam parçası yutmasını ya da kırık cama basmasını engellemelisiniz.
Yavaş yürümelisiniz, ayağınızın dibinde dolaştığı için siz de düşebilirsiniz ya da köpeğinizin ayağına basıp canını yakabilirsiniz.
Sokakta dişi/erkek köpek peşinde koşarken sıkı tutabilmelisiniz yoksa benim gibi ayağınızı kırıp 5 hafta alçı ile işe gitmek zorunda kalabilirsiniz, aileden yediğiniz azar da cabası..
Yaşlıyken ise bakımı başka bir zorluk, yavaş yürür, daha az yürür. Kontrol edip çabuk eve dönmelisiniz. Gözlerine daha fazla özen göstermelisiniz, dişlerine daha fazla özen göstermelisiniz.
Ben her sabah uyanır uyanmaz
Gözlerini özel ilaçla temizlerim, çapaklarını alırım
Kulağını özel ilaçla temizlerim, kirlerini alırım
Dişlerini özel macunla fırçalarım,  diş taşları için sprey sıkarım. Bu gün yapmayayım deseniz çapaklar yapışkan hale gelir, gözü kanlanır.
İğrenemezsiniz, nasıl ki çocuğunuzun kakasını temizliyorsanız köpeğinizin de kakasını bir poşetle yerden almalı ve çöpe atmalısınız. Ben her tuvalete çıkışımda 3 buzdolabı poşeti alırdım. Bir gün tam 5 kez kaka yapası geldi, 2 kakayı alamadık ve kadının biri bize haklı olarak kızdı. Cevap veremedik..
O gün bugün 5 poşetle geziyorum ama Potuk hep maksimum 2 kez kaka yapıyor!
Köpek tıpkı çocuk gibi terbiye etmeniz gereken bir varlık, nice Rotweiler var kuzu gibi. Kötü ya da saldırgan köpek yok, kötü sahip var. Çocuklara alıştıracaksınız, kalabalığa alıştıracaksınız, temel komutları öğreteceksiniz. Ben ilk kez köpek sahibi oldum, şansıma Potuk gibi sakin bir köpek çıktı. Ben onu çocuk gibi sevdiğimden öyle çok ahım şahım eğitemedim,işine gelirse temel komutları uygular ama bugün dek beni hiç zor durumda bırakmadı. Kimseyi ısırmadı.

Lütfen bunları bilin ve hediye olarak, çocuğunuz istiyor diye, yavruyken sevimli diye, komşuda var bende de olsun diye bir hayvan evlat edinmeyin.

Bunları yazdım diye "Madem bu kadar zor, ne diye besliyorsun?" diyecek olanlara tek sözüm
"İyi ki köpek sahibi olmuşum, keşke daha önceki geçen 30 küsur yılımda da köpeğim olsaydı"
Öyle bir sevgi ki bu anlatılmaz! Ben tuvalete giderim, kapıya yatar beni bekler. Bakkala giderim, dönüşte sanki yüzyıllardır görüşmemişiz gibi sevinir, kızımı büyütürken eşim her gece uyurdu ama Potuk her gece, her kalktığımda benimle kalkardı. Sabah uyanır öyle bir bakar ki yüzüme.. Kuyruğu fırt fırt hareketli, sev beni der. Severim, kafasını bana gömer, öyle bekler Öperim, gözlerini yumar, zevkle.. Nereye otursam o da yanıma oturur. Kahvaltı hazırlarım, balkona 10 kez çıkarım, 10 kez de benimle gelir. Oturup beni beklemez.Ağlarsam gelir benim gözyaşlarımı yalar. Gece rahatsızlanırsam o da kalkar. Bazen gelir salonda otururum geceleri. Eşim uyanmaz ama Potuk her defasında uyanır ve yanıma gelir bakar.
Şimdi ben masada yazı yazarken o sandalyemin altında uyuyor ve horluyor:)D














7 yorum:

gülay dedi ki...

Ayşen gözlerim doldu yazını okurken.Ne güzel bir sevgi değil mi...Ancak şunu fark ettim ki köpekler kedilerden daha zormuş;)
O tatlı Portuğu ıslak murnuşundan öperim.

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

insanlara hayvan sevgisini anlatmak daha zor herhalde. Potuk sen çok yaşa

zoitsa dedi ki...

rabbim yokluğunu göstermesin gerçekten evlat onlar..kedim var benim de kuddusi köpekten pek bir farkları yok

Bir Dut Masalı - nUnU dedi ki...

Ayşencimm CANI GÖNÜLDEN ÖZLEMLE MERHABA ...

Ne zaman gülümsemek istesem,
ne zaman biraz yüzüm düşük olsa derhal sessiz sedasız anılarla dolu gerçek hikayelerinin bulunduğu bloğuna gelir, bazen kocaman seslerle, bazen yüzümde kocaaaman gülümsemelerle ayrılırdım..

Şimdi çok duygulandım..
3 köpek gördüm bu güne dek, 15 yıldan toplam 3 köpek. 3 hayatımıza hayat, canımıza can DOSTlar gömdük :((((

yazdıkların eksiksiz doğru ayrıntılar....
Çok düşünülmesi gerek..
Şimdi 4. köpeğimizi büyütüyoruz 3 yaşında Daısy. Beyaz bir labrador,
hepsinin tadı ayrıydı, ama ilk köğeğimiz çocukluk yıllarımda kaldı ve unutamadım... diğeri ise genç kızlık yıllarımdaydı çok anılar vardı !! :=))

Onlarsız hayat nasıl bişey diye düşünürüm, bilemem !

Nerde varsa hepsinin seveni çok, sahipleneni bol olsun.
Potukcuğuma son ana dek sağlık ve keyif dolu bir aile HAYATI dilerim..
Sizleri sevgiyle öperim canım...
HARKULADE RESİMLER...

Robin Goodfellow dedi ki...

evlat onlar evlat, ötesi yok. bunca zahmete girerken bile onları zahmet olaak görmüyorsun zaten sana normal geliyor. gelip seni yalıyor hepsi geçiyor. ve yaşlandıkça yaş aldıkça sevinmiyorüzülüyor insan :(

Asortik Krep dedi ki...

Çok güzel anlatmışsın.

aysencifci dedi ki...

Gülay'cım kedi bakmadığım için bilemiyorum. Öptüm ben murnuşundan sefilimin:)
Bahar'cım sevmeseler bile zarar vermesin kimseler onlara.
Zoitsa ben de Kuddusi'nin kulak arkalarından kaşıyorum, sen bir zahmet benim yerime kaşı. Ne güzel mırlar o.
Nunu'cum ne zarif kadınsın, ne güzel dileklerin var! Çok teşekkür ediyorum, senden öğrendiğim şeyler için sana. ÇOOOOOOOK öptüm. Daisy'yi de öptük.
Robin'im sen anlarsın beni, haklısın evlat onlar. Nancy'yi yaladık.
Sevgili Asortik teşekkürler güzel sözlerin için, Ares'i çok öptük.

Bu gadget'ta bir hata oluştu