11 Nisan 2011 Pazartesi

Unutmadan

Bu aralar unutmamak için not alayım dedim. Bizim apartmanda üst katlarda oturan AYI'nın biri - ki eminim ayılar çok daha akıllıdır- durup durup aşağıya YANAN sigarasını atıyor. Geçen yıl İdil'in odasına düşen ve son anda fark edilen bu durum için apartman toplantısında söylememize- yazı asmamıza ve toplantı kararında yazmasına rağmen bu YARATIK geçen Pazar yanan sigarasını tam da biz kahvaltı yaparken mutfaktaki klimanın üstüne attı. Biz tabii Derviş'le kafaları çıkarıp bağırdık. Bizi duyan İdil koşarak geldi, pencereye yanaştı ve "Sigara içmeyin ULEN! Makina bozulur ULEN!!" diye bağırdı!:))) Hala "Adama nasıl kızdın?" diyorum ve o söyledikçe gülüyorum. Geçenlerde ise ben ona odasını toplamadığı, biz toplarken de kılını kıpırdatmadığı için kızdığımda "Ben artık bu evde yaşamak istemiyorum!" dedi "Olur. O zaman dış kapıyı aç, dışarı çık ve nerde istiyorsan orda yaşa" dediğimde doğru odasına girdi. Ergen bir kız gibi hışımla kapıyı kapattı. Ben toplama işini bitirince odasına girdim. "Niye gitmedin? Hani burda yaşamak istemiyordun?" dedim. "Burası benim odam, sizin eviniz değil ki!" dedi! Haftasonu ise oyun oynarken beni bebek yaptı, kendi anne oldu. Bana mama yedirdi, su içirdi, hafif kaldırıp gazımı çıkardı:) Bu arada "Ben şimdi işe gidiyorum, sen beni bekle. Akşam gelicem" dedi ve kapının arkasına girdi. Üzüldüm, o an evde sevgili Deida'sı, Anneannesi ve Potuk olmasına rağmen onun benim yok olduğumu hissettiğini anladım. Zaten ilk tiroid tedavisi sırasında 25 gün görüşmedik ya o günden sonra ASLA ben gelmeden uyumuyor. Ne kadar geç olursa olsun beni bekliyor. Yarım saat bile gözünden kaybolmamı istemiyor. Azıcık salona gitsem ya da tuvalete hemen "Anne?" diye sesleniyor. Oyun sırasında bana kızınca da "Bak ceza veririm ha!" diye tehdit etti, ki biz hiç böyle söylemeyiz ve hiç ceza vermedik daha. "Aaa, biz sana ceza mı veriyoruz?" diye sorunca da "Ben veriyorum" diyor. Ergenlikte ne halt edicem ben bu zottikle?? Sevindirici bir şey ise sokak hayvanlarına karşı sevecen olması. Her zaman et aldığımız kasabın kapıda duran bir kedisi vardı. Carlos adını takmışlar, sokak kedisi. Uzun süre ortadan kayboldu. Geçen et almaya gittiğimizde Carlos gelmişti. Tabii hemen ana-kız yapıştık hayvana. Sevdik, sevdik. Sonra biz kasaba girerken o da peşimizden geldi. İçerde bize yapıştı, kendini sevdirdi. Epey pisti ama hiç ses etmedim. Sonra nasıl olsa elini temizleriz dedim. Biz böyle onu severken kasapta çalışanlar Carlos'un ev kedisi olduğunu, çok yaşlanınca sahiplerinin onu dışarı attığını söylediler. Biz Carlos'un severken Carlos iki ayağının üstüne kalkıp kendini bana sevdirdi. Gözünden yaşlar geldi. Ben önce anlamadım. İdil "Anne kedi ağlıyor" deyince baktım hakikaten doğru. İdil "Anne eve götürebilir miyiz?" dese de hem Potuk için hem yaşlı Carlos için çok sevimsiz olur hem de Deida anında evi terk eder diye içim sızlıya sızlıya "Götüremeyiz" dedim. O gün bugün kedi için üzülüyoruz. Aç değil, hatta gayet semiz ama sevgiye aç! Bu arada son haber, yeni 4 tekerlekli bir bisiklet aldık. Henüz üstünde ve dışarda fotoğraf çekemedim ama evde odalar arası bile tepesinden inmiyor. Havanın güzel olduğu bir akşam iş çıkışı bahçede apartman görevlisinin kızı ile bisikletlere bindiler. Kuzumu böyle büyümüş gördükçe sevinçten takla atasım geliyor. Bahçede ikisi oynadılar, koştular, bisiklete bindiler, sek sek oynadılar. O bakımdan evimizi ve muhitimizi seviyorum. Yaz geldi mi tüm mahallenin çocukları devamlı sokakta, bisiklet tepesinde. Şimdilik çabuk yorulsa da biliyorum ki yazın İdil'in peşinde koşmaktan canımız çıkacak. Benim çocukken hiç bisikletim olmamıştı, o yüzden binmeyi de bilmem ama 3 tekerli büyük bisikletleri var acaba onlardan mı alsam?:))

4 yorum:

gülay dedi ki...

Benim de çocukluğunda bisikletim olmadı.O yüzden mi bilmem 4 yaşındaki sıpamın 3 ayrı bisikleti olmuş bu yaşına kadar.
O üç tekerlekli bisikletlere bende bayılıyorum .Bizim mahallenin tüm 60+ teyzelerinde var bir tane:)
Erken ergenliğe giren o kuzunun aynı modelinden bir tane de bizde var...10 yıl sonrasını düşünmek bile istemiyorum vallahi:)

Funda dedi ki...

Kıyamam kuzuma Allahım ayırmasın anneciğinden babacığından sevdiklerinden...

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

kedi için içim parçalandı Ayşen :((
güle güle kullanın bisikleti. bizimkide para biriktiriyor bisiklet için :) tabi işine geldikçe. bir harcıyor bir biriktiriyor :))

aysencifci dedi ki...

Gülay hoşgeldiniz, ne iyi ettiniz. Düşünmek bile korkutuyor bu erken ergenlerin ergenlik halini!:) Ama bu 3 tekerler pek pahalıymış:(
Funda'm AMİNNN cümlemizinkini!:)))
Bahar sen al bisikletini annesi:)) Çok seviniyorlar. Kediyi hiç sorma:((

Bu gadget'ta bir hata oluştu