27 Ocak 2010 Çarşamba

Danat??

Danat kim mi? Damat tabii ki! Artık bir damadım var. Gerçi biraz tüylü müylü ama olsun, vallahi de billahi de çok yakışıklı, hakiki sarışın, kadın ruhundan anlar, kızımla arasında 5 yaş var, üstelik çok romantik.
Akşam en nihayet başlayan Canım Ailem dizisini izlemek için salona geçtik ve feryatlar başladı.
"Anneeee, seyretme Samim'iiiiiiiii, sen odama gelllllll"
"Film açarım sanaaaaaaaaa, vuaaaaaaaaaa"
"Lütlen ama lütlennnnnnnnnnn"
Cevap olarak sakince
"Haftada sadece 1 dizi seyrediyorum, odana gelemem, istersen sen gel burada otur" dedim.
Tabii ne oturması, zıpladı, koltukların minderlerini kaydırak yaptı, kaydı. Orta sehpanın üstüne çıkıp ordan kucağıma atladı. Nice sonra fiskosun üstündeki dantel örtüyü başına duvak gibi koydu, fiskosun üstünde duran vazodaki yapma Nilüfer çiçeğini de eline aldı ve yanıma geldi.
"Ben gelin oldum, prenses oldum" dedi
"Aaa, ne güzel olmuşsun" dedik.
Kucağımda uyuklayan Potuk'un yanına dikildi ve onu öptü! Hemde birkaç kez!
Hiç adeti değildir Potuk'u öpmek, genelde tekme atar da!
"Öpme kızım Potuk'u, uyuyor zavallı bak. Rahatsız etme!"
"Ama o Danat! Gelinler Danat'ları öper!"
NEEEE??
Artık ben bu kıza Disney Prenseslerini seyrettirmesem iyi olur sanırım:)D
İşte meşhur Danat!

Nasıl ama? Yakışıklı değil mi?

Güzel oğlum, bu kız doğduğundan biri bir Damat olmamıştın, onu da oldun ya, artık gözüm açık gitmem..

20 Ocak 2010 Çarşamba

Nasıl uyuyoruz ya da uyuyamıyoruz mu desem?

Uzun bir yazı olacak, baştan uyarayım. Sıkılan hiç bakmasın!
Deida'nın gitmesine sayılı günler kaldı, yaklaşık 1 ay. Bu süre içinde yaklaşık 15-20 gündür, geceleri bizim yatakta uyuyor ve uyuduğunda kendi yatağına yatırıyoruz, sabah ışıklarında gene Deida'nın yanına terfi ediyor. Dün akşamı anlatayım istiyorum, anne olacakları fikir olsun, anne olanlara yanlız değilim hissi versin, ben ilerde hatırlayayım, İdil öğrensin ne cadaloz olduğunu büyüdüğünde..

Eve gelir gelmez önce sarılıyor, defalarca öpüyorum, sıkı sıkı sarılıyorum, sonra yatak odasına gidiyoruz. Ben üstümü değişirken o, Potuk'la yatakta debeleniyor, sefil oğlumu yataktan aşağı atıyor, çığlık çığlık eğleniyor. Sonra mutfağa gidiyoruz, ağlamalar, mızıldanmalar başlıyor.
"Yemek yeme, benle oyna"
"Ama kuzum, işten geldim, açım, hemen yerim, senle oynarız"
Bazen susuyor, bazen mutfakta yerde yatıp ağlıyor,bazen çekmeceleri boşaltıyor vs.
Yemeği jet hızıyla yedikten sonra doğru odasına gidiyoruz. Muhakkak Pamuk Prenses ve 7 cüceler dvd'si açılıyor, heyecanla seyrediliyor. Dialoglar, şarkılar ezberlenmiş, birlikte söylüyoruz. Oyuncakları (cüceler, tavşan,kuş vs) filmde göründükleri saniyede bizim elimizde olmalı.
"Bak sen burdasın tavşancım, ne yapıyorsuz orda"
Bu sorular hep anneye soruluyor, tavşan bahane.
Bende değişik tonlamalarla bir Pamuk Prenses oluyorum, bir cücelerden biri,bir tavşan, bir bilmemne...
Film sırasında kendi mutfağıyla, boyalarla, oyun hamurlarıyla,bebekleriyle oynanıyor.
Film bittiğinde başka şeyler yapıyoruz.
Dün akşam benim onun odasında, o filmi seyrederken kitap okumamdan esinlenip, film bittikten sonra
"bende kitap okuycam" dedi
Asırlardır yüz vermediği kitaplardan 4-5 tane seçildi, okuduk, sevindik.
Saat 22.20 oldu
"Hadi kuzum, yatma saati geldi"
"Saat kaç"
"11" (Hep bu saatte yatmak istiyor diye saatimiz hep 11 olarak söyleniyor tarafımızdan, öğlenleri de 3.)
Pijamasını, 2 ayıcık, 1 kuzusunu, yastığını, yorganını bana taşıtıyor. Kendisi elinde Pamuk Prenses bebeği ile yatak odasına gidiyor.
Pamuk Prenses tezgaha oturtuluyor, kendi klozetin kapağını kapatıp üstüne çıkıyor, ben yanında. İkimizde dişimizi fırçalıyoruz, aynı anda, aynı hareketlerle. Ağzımızı suyla çalkalıyoruz aynı anda, aynı hareketlerle. Sonra İdil ellerini yıkama bahanesiyle kendini ıslatıyor. Havluyu alıp ellerini kuruluyor ve dişlerine aynadan bakıyor.
Dün akşam babada erken yatmaya karar verince banyodaki şenliğe o da katıldı. Sonra pijama giyildi, geceleri halen bez takıyoruz, bezimiz bağlandı. Potuk yataktan başka köşeye itelendi, yatıldı, babayla kıkırdandı, 20 dakika sonra
"Karnım ağrıyor benim"
"Neden acaba?"
"Sanırım k.kam var"
"Tamam hadi yapalım o zaman"
Soyunduk, bez çıktı, çıplak ayaklarla banyoya koştuk.
"Bebek k.ka ağlıyor mu?"
"Ya, evet, hadi yolla anne k.kayı da üzülmesin daha fazla"
"Ama çıkmıyor anne k.ka! Şarkı söyleyeyim mi?"
"Sen bilirsin"
"Benim adamda deniz merhaba deeeerrr, nereye gitsem yunuslar beklerrrr, rüzgarda şarkılarrrr, aaçlarda evlerrrrr"
Minicik bir k.ka düşer.
"Bu anne k.ka mı annesi (bana hep annesi der)?"
Ciddiyetle klozete bakıyorum
"Hımm, küçük biraz, sanırım abi k.ka bu"
"Anne k.ka nerde?"
"Karnında herhalde"
"Neden?"
Bu "neden" sorusu beni 1 aydır dertlere gark ediyor, ne cevap verirsem vereyim yine de "neden?"
"Hadi ıkın kuzumda gitsin"
"Paydos, paydosss eve dönüyoruz, paydosss paydos" (yeni şarkı)
Pıt- bir mini k.ka daha..
"Bu kim annesi?"
Yine klozette k.ka tahlili yapıyorum
"Anne k.ka bu bence"
"Ama benim gene karnım ağrıyor"
"Yap o zaman"
Bu sırada ayaklar hızla ileri geri sallanıyor, karnına çekiliyor, klozette yan dönüyor, kımıl kımıl halde..
"İdil port yaptı (pırt)"
"İyi, başka k.ka varmı annecim?"
"Hıı hıı var."
"Yap hadi o zaman"
"Annesi cüceler neden madende taş çıkarıyor"
"Para kazanmak için"
"Senin gibi mi?"
"Evet benim gibi"
"Neden?"
"Yemek alabilmek için"
"Neden"
"Karınları doysun diye"
"Neden"
"İnsanlar yemek yemek zorunda, büyümek için"
"Ama onlar küçük? Yemek yememişlermi?"
"Onlara yemek yapan olmamış herhalde"
"Neden?"
"Pamuk Prenses artık onlara yemek yapıyor canım"
"Neden?"
"Çok seviyor onları"
"Neden?"
Dialoğun bu noktasında baba
"Hadi kızım, anneyi bekletme! K.ka bittiyse gel yat artık"
"Hayır, bitmedi babişko! Hem sen bana sinirlenme, sen kızarsan bende ağlarım, sana kızarım"
Kendini ayaklarına doğru eğip yalandan ağlar burda.
"Hüüü"
Baba teşhisi koyar
"Yelloz"
Kafa kalkar İdil'de
"Ne dedi baba?"
"Hadi annecim, başka k.ka varmı?"
"Port yaptı İdil"
"Yapsın"
"Gene yaptı"
"Tamam"
"Hala yapıyor, neden?"
"Çıplak gezersen ayakların üşür, port yaparsın"
"Neden?"
10 dakika gazı mı var, k.kası mı var tartışmasından sonra yatağa yatmaya razı oldu.
Tekrar bez-pijama.
Yatağa daha sırtı değmeden
"Keloğlan konuşamıyor mu annesi?"
"Hayır, hiç denememiş" (bu dialogların filmdekinin aynı sırasında olması gerek)
"Neden?"
"Tembelmiş biraz"
Diyeceksiniz ki konuşma, uyur numarası yap. O zaman zorla gözkapaklarımı açıp "annesi-annesi" diye sesleniyor!
"Lady şarkısı söyle"
Az bir şarkı söylüyorum, sonra uykudan şarkı yarıda kalıyor
"Tinker Bell nerde yaşar annesi?"
"Ağaçta"
"Neden?"
"Periler ağaçlarda yaşarmış"
"Bizim ağaçta peri var mı?"
"Bilmem"
"Pamuk Prenses filmi düzeldi mi?" (Film başlarken çıkması gereken dil seçeneği çıkmamış, Deida filmi o gün açamamış. Bende yemekte izah etmiştim, onu soruyor.)
"Evet"
"Nasıl yapılıyor?"
"Ben gösterdim Deida'ya"
"Nasıl yapılıyor annesi??"
"Set-up'a giriliyor, ordan Language seçiliyor, ordan türkçe dili seçiliyor"
"Hee, tamam o zaman"
Baba o sırada kafayı yastığın altına gömüyor.
"Annesi?"
"Efendim?"
"Sen yarın işe gitme, lütlen!"
"Yarım gideyim de sonra gitmem" (tatiliz çünkü)
"Lütlen ama lütlen! Sen gidersen ben çok üzülürüm!"
"Tamam, yarın amcayı ararım"
"Ona de ki kızım lütlen dedi, gelemem de!"
"Tamam, hadi uyuyalım"
"Annesi?"
"Hı?"
"Deida'yı kurtarmam lazım, zavallı Deida!"
"Neden zavallı olsun? İçerde tv seyrediyor"
"Ne seyrediyor?"
"Kasaba"
"Nee?"
"Kasaba"
"Kim var orda"
Aklıma gelen ilk ismi söylemem lazım
"Ceyda"
"O kim?"
"Ressam"
"Ne çiziyor"
"Evler, ormanlar"
"Neden?"
"Seviyor resim yapmayı"
"Neden?"
"Hadi uyu artık annecim yaaa!"
Bu sırada yorgan itiliyor, yatakta ordan oraya kendini atıyor.
Burda kendimden geçmişim, o ne zaman uyudu bilmiyorum. Saat mi? En son baktığım da 23.40'tı!

4 Ocak 2010 Pazartesi

Küçük şef 2010'da en iyi dileklerini sunuyor size




2010 size ne getirdi bilmem hediye olarak ama bizim kıza "kocaaaman bi mutpak" geldi ve onu küçük şef haline getirdi.

O her ne kadar bütün oyuncakları "kargocu amca" getiriyor zannetse de aslında paraları anası veriyor, paketleri kargocular getiriyor.
Bizim "Noyel Baba" kuzuma bu mutfağı getirdi senenin son günü.

Artık yemekler İdil'den..

Sırtım yere gelmez sanıyorsunuz değil mi?

Ne gezeerr!

Tek yaptığı hepsini buzdolabına tıkıp evde gene akrobasi hareketleri yapmak.

Yeni yıla melek ablam ve eniştemle girdik, 12'yi zor yaptık ve hemen uyuduk.

Bu yılın hepinize sağlık,mutluluk,huzur ve bol kazanç getirmesini diliyorum.

Bu gadget'ta bir hata oluştu